Saglık | sohbet, sohbet odaları sohbet net chat chat odaları chat odası muhabbet muhabbet odaları chat, sohbet, çet, chatsohbet, sohbet odaları, çet odası, sohpet, cet - Part 2



Yeni Doğan Sarılığı

09 AÄŸustos 2010 Yazan  
Kategori Anne ve Bebek Sağlığı

Giris Için Bir Nick Yaziniz :

Yenidoğanda cilt ve gözaklarının (sklera) sarı bir renk almasıdır. Kan bilirubin düzeylerinin yükselmesi ile oluşur. Yaşlanmış ve bozulmuş kırmızı kan hücreleri tarafından üretilen sarı pigmente bilirubin denir. Biluribin normalde karaciğer tarafından barsak sistemine verilerek atılır. Ancak karaciğer bilirubini yeterli oranda barsağa veremezse kanda birikir ve sarılık oluşur. YENİDOĞAN SARILIĞININ SEBEPLERİ 1. Fizyolojik (normal) sarılık: Fizyolojik sarılık vaktinde doğan bebeklerin yaklaşık % 50 sinde, erken doğan bebeklerde ise daha yüksek oranlarda görülür. İlk 24 saatten sonra, genellikle doğumdan sonraki2.veya 3. günde ortaya çıkar. Karaciğerin henüz olgunlaşmaması ve yeterince bilirubin atamamasına bağlı olarak sarılık oluşur. Genellikle ilk bir-iki hafta içinde kendiliğinden kaybolur ve bilirubin düzeyleri zararsızdır. 2.Yetersiz anne sütü alımına bağlı sarılık: Yetersiz anne sütü alımına bağlı olarak yenidoğanların yaklaşık % 5-10 unda gelişir. Belirtileri fizyolojik sarılığınkine benzer ancak biraz daha şiddetlidir. 3.Anne sütüne bağlı sarılık: Anne sütü alan bebeklerin yaklaşık % 1-2 sinde görülür. Bazı annelerin sütlerinde ürettikleri özel bir inhibitör madde sebep olmaktadır. Bu madde ( enzim ) bebeğin barsaklarından normalden çok daha fazla bilirubini geri emmesine sebep olur. Bu tip sarılık doğumdan sonraki 4-7. günde başlar ; 3.-10.haftaya kadar sürebilir. Genellikle zararsızdır. 4.Kan grubu uyuşmazlığı: ( Rh veya ABO uyuşmazlığı) Rh negatif (-) bir kadının bebeği Rh pozitifse (+) gebelik esnasında bebeğe ait eritrositlerin plasentayı aşarak anne kanında bağışıklık cevabına yol açması ile oluşur. Bu bağışıklık cevabı ancak Rh pozitif bir bebeğin doğumundan veya yapılan düşükten sonra ortaya çıkar. Bağışıklık cevabının şiddeti bundan sonra yapılacak her doğumla birlikte giderek artar. ABO uyuşmazlığında ise hemen her zaman anenin kan grubu O, bebeğin kan grubu ise A veya B dir. ( Anti A duyarlılığı daha sık, Anti B duyarlılığı daha ağır seyirlidir.) Kan grubu uyuşmazlığında annenin kanında oluşan antikorlar bebeğin kanını yabancı madde olarak algılar ve eritrositlerini parçalar. Eritrositlerin parçalanması ile bol miktarda bilirubin oluşur ve bu da sarılığa sebep olur. Sarılık fizyolojik sarılıktan farklı olarak ilk 24 saatte başlar. Çok ağır tablolara sebep olabilir. Ancak ilk yapılan doğum veya düşükten sonraki 72 saat içinde RhoGam enjeksiyonunun yapılması daha sonra doğurulacak bebeklerin yaşamını tehlikeye atacak antikorların oluşmasını engelleyebilmektedir. TEDAVİ 1.Fizyolojik sarılıkta tedavi: Eğer bebeğinizi biberonla besliyorsanız her 2-3 saatte bir beslemeyi deneyin. 2.Yetersiz anne sütüne bağlı sarılıkta tedavi: Asıl tedavi anne sütü miktarını arttırmak olmalıdır. Bebek daha sık emzirilmelidir.( Her saat gibi ) Böylece mide barsak sisteminin hareketliliği arttırılır ve bilirubinin gaita yolu ile vücuttan daha çabuk atılması sağlanır. Uyuyan bebeğin de 4 saatlik aralarla uyandırılıp beslenmesi faydalı olacaktır. Sık sık kilo alımı kontrol edilmelidir. Anne sütünün yetmediği durumlarda bir miktar formül mama verilebilir ancak şekerli suyun faydası yoktur. 3.Anne sütüne bağlı sarılıkta tedavi: 2-3 gün için anne sütünü keserek formül mama ile beslemek yararlı olabilir. Ancak bu süre içerisinde anne sütünün azalmasını engellemek için annenin göğsü sağılmalıdır. Hiçbirzaman için sarılığı engellemek için anne sütü tam olarak kesilmez. 2-3 gün sonra tekrar anne sütüne başlanır. Şekerli suyun formül mamadan daha fazla bilirubin uzaklaştırıcı etkisi olduğu kanıtlanmamıştır. 4.Ağır sarılıklarda tedavi: ( Kan uyuşmazlıklarında tedavi) Kandaki bilirubin seviyesinin 20 mg/dl nin üzerine çıkması sağırlık beyin felci ( cerebral palsy) veya beyin harabiyetine neden olabilir. Bu kadar yüksek seviyeler genellikle kan grubu uyuşmazlıklarında görülür. Bu komplikasyonlar fototerapi uygulanarak önlenebilir. Mavi ışık deride biriken bilirubini parçalar ve bilirubin düzeylerini düşürür. Bazı nadir durumlarda ise kan değişimine gitmek gerekebilir. Bebeğin kanı taze kan ile değiştirilir. Ancak fizyolojik sarılıklar bu kadar ağır duruma dönüşmezler.

Yarık Damak, Yarık Dukak

08 AÄŸustos 2010 Yazan  
Kategori Anne ve Bebek Sağlığı

Dudak ve damak yarıkları birlikte ya da tek başına görülebilen birbirinden ayrı birer doğumsal (konjenital) kusurdur.

Dudak yarığının damak yarığı ile birlikte veya tek başına görülme sıklığı 1000 doğumda 1; damak yarığının tek başına görülme sıklıkğı ise 2500 doğumda 1 dir. Damak yarığı ile birlikte ya da tek başına görülen dudak yarığında genetik özelliklerin, tek başına damak yarığı vakalarından daha büyük bir rol oynadığı sanılmaktadır.

Yarıklık kusuruyla doğan bir bebekte, özellikle söz konusu olan tek başına damak yarığı durumu ise işitme bozukluğu dahil olmak üzere diğer kusurların da bulunma sıklığı artar.

Damak yarığı ile doğan bir bebekte, üst dudağın birleşememiş bulunduğu bir fisür (çatlak) ya da uzun bir delik mevcuttur. Bu yarık, dudağın üst kısmındaki ufak bir çentikten, buruna kadar ulaşan komple bir açıklığa dek değişebilir. Damak da yarık durumdaysa, bebeğin ağzının üst duvarı kapanmamış olarak kalır.

Doğan bebeğinizde bu kusurlardan biri ya da her ikisi bulunuyorsa en acil nitelik taşıyan sorun beslenmedir. Doğumdan kısa süre sonra damak üzerine özel olarak tasarlanmış bir tıkaç (protez) yerleştirilerek bebeğin beslenebilmesi sağlanır. Ancak, bebek hızla büyüyeceğinden bu tıkacın birkaç haftada bir değiştirilmesi gerekecektir.

Dudak yarığı olan bir bebekte bu yarığın kapatılması ameliyatı tipik olarak 1. ve 2. ayda yapılır. Sıklıkla, dudak yarığı deformitelerinde burun genişlemesi de söz konusudur. Damak yarığının kapatılması, burun tabanının daralmasına yardımcı olur. Ancak kesin bir burun ameliyatı, çocuk erişkin çağa ulaşana kadar geciktirilir. Estetik başarı deformitenin ciddiyet derecesine, enfeksiyon bulunmamasına ve cerrahın beceri düzeyine bağlıdır.

Bir damak yarığı, normal konuşma gelişiminin sağlanması için genellikle yaşamın ilk yılı içinde kapatılır. Ameliyat amaçları çocuğun normal bir sesle konuşmasını ve nazal regürjitasyonun (gıdaların buruna gelmesi) azalmasını sağlamaktır. Bir çocuk 3 yaşına kadar ameliyat edilmediği takdirde, anlaşılır konuşma yeteneğini geliştirebilmesi için bir protes kullanılabilir.

Dudak ya da damak yarığı komplikasyonları arasında, nükseden kulak enfeksiyonları, işitme kaybı, aşırı bir diş boşluğu alanı ve ortodontik düzeltim gerektiren dişlerin yerinden oynaması bulunur. Bazı çocuklarda damakdaki kas problemleri nedeniyle ameliyattan sonra bile konuşma kusurları sürebilir. Genellikle konuşma terapisi gerekli olur.


 

Ventriküler Septal Defekt (VSD)

07 AÄŸustos 2010 Yazan  
Kategori Anne ve Bebek Sağlığı

İnterventriküler septal defekt olarak da adlandırılan VSD doğumsal bir kalp hastalığıdır. Kalpte sağ ve sol karıncıklar (ventriküller) arasındaki duvarda açıklık (delik) olması durumudur. VSD çocuklarda yetişkinlere göre daha sık olarak gözlenmektedir. Sıklıkla da doğumdan itibaren gözlenir. Çoğu çocukta açıklık çok küçüktür, hrehangi bir şikayete neden olmaz ve sıklıkla 18 yaşına gelmeden kendiliğinden kapanır. Daha ileri derecedeki hastalarda, kalpte ventrikül fonksiyon bozukluğu meydana gelebilir ve ilaç veya ameliyatla tedavi edilmeleri gerekir.

VSD, diğer bazı kalp hastalıkları ile birlikte bulunabilir. Birçok doğumsal kalp hastalığının nedeni bilinmemektedir. VSD gelişme riskinin arttığı doğum öncesi durumlar, anne adayında hamilelik sırasında kızmıkçık enfeksiyonu ve diğer viral enfeksiyonlar gelişmesi, annenin hamileliğinde yetersiz beslenmesi, alkolik anne, 40 yaşın üzerinde hamilelik ve annede şeker hastalığı sayılabilir.

Yetişkinlerde, VSD miyokard iskemisine (MI) bağlı gelişebilen ciddi bir hastalık olarak ortaya çıkabilir.

Önleme

Bu hastalık doğumdan itibaren bulunur. Hamile kalmayı planlayan kadınlar, kızamıkçık geçirmediyseler aşı olmalıdırlar, iyi beslenmeli, alkolden uzak durmalı ve şeker hastası iseler hamilelikten önce ve hamilelik sırasında çok sıkı kontrol edilmelidirler.

Belirtiler

- nefes darlığı

- solukluk

- hızlı soluma

- zorlu solunum

- artmış kalp hızı (çarpıntı)

- çocuklarda sık sık solunum yolu enfeksiyonuna yakalanma

Tanı

VSD genelde yenidoğan bebeğin ilk muayeneleri sırasında tespit edilir. Hekim tarafından kalp dinlendiğinde şiddetli ve sürekli bir kalp üfürümü duyulur. Gerek görülebilecek diğer testler şunlardır:

- göğüs filmi (X-röntgen)

- EKG

- Ekokardiyogram

- Kalp kateterizasyonu

- Kalp anjiografisi

Tedavi

Hafif şiddetteki hastalarda tedavi gerekmez. Konjestif kalp yetmezliği adı verilen durum geliştiğine, dijital (digoksin gibi) adı verilen ilaçlar ve diüretik adı verilen ilaçların kullanılması gerekebilir. Eğer cerrahi olarak tedavi uygulamak gerekiyorsa, ameliyat 2-5 yaş arasında yapılır.

Bir çok küçük boyuttaki VSD kendiliğinden kapanır; bu şekilde kendiliğinden kapanmayan VSD ler cerrahi olarak kapatıldığında sonuç son derece iyidir. Eğer açıklık kapatılmaz ise aşağıdaki durumlar gelişebilir:

- konjestif kalp yetmezliÄŸi

- infektif endokardit

- aort yetmezliÄŸi

- bebekte büyüme ve gelişme geriliği

- ameliyat sırasında gelişebilen bir durum da kalbin elektriksel ileti sisteminde hasar gelişmesidir (kalp ritim bozuklukları gelişebilir)


 

Toksik Eritem

06 AÄŸustos 2010 Yazan  
Kategori Anne ve Bebek Sağlığı

 


Normal zamanında doğmuş bebeklerin takriben yüzde 50 si (prematüre bebeklerde daha az) doğumdan 1 ila 3 gün sonra toksik eritem geliştirirler. Genellikle yüzde, karın bölgesinde ve kol ve bacaklarda meydana gelir ve pire ısırığını andırır. Nedeni bilinmemektedir. Döküntüleri zararsızdır ve hiçbir tedavi gerektirmez; genellikle birkaç gün içinde geçer.


Belirtiler: Kırmızı bir yüzey üzerinde kendini beyaz sivilceler ya da kabarcıklarla beli eden bir döküntü.

Pamukçuk

Belirtiler

- Bebeğin ağzında, ağzının içinde ve çevresinde süte benzer ince bir tabaka.

Pamukçuk, ağızda meydana gelen hafif bir mantar enfeksiyonudur; yanakların iç tarafına, dilin üzerine ve ağzın tavanına sürülmüş beyazımsı lekelere benzer. Eğer beyaz leke kazınırsa, altında deri yanmış gibi görünür ve kanaya-bilir. Pamukluk, sağlıklı yeni doğmuş bebeklerde meydana gelir.

TeÅŸhis

Pamukçuk olan bebeğin ağzı yaradır. Bebek emzirilirken rahatsızdır ve hatta emzirilmeyi reddedebilir. Eğer bebeğinizde pamukçuk olduğundan kuşkulanıyorsanız, bebeğinizin doktoruna başvurunuz. Teşhis koymak için çoğunlukla sadece bakmak suretiyle muayene bile yeterli olmaktadır.

Tedavi

Sağlıklı bir yeni doğmuş bebek genellikle hastalığı kendi başına yenebilmektedir. Fakat, özellikle pamukçuk geniş bir alana yayılmışsa, nystatin adı verilen bir antimartar madde bu süreci hızlandırmaktadır.


 

Zona

05 AÄŸustos 2010 Yazan  
Kategori Cilt sağlığı ve estetik

Zoster kelimesi yıllar boyu vücudu saran döküntüleri tarif etmek için kullanılmıştır. Hastalığı tarif etmek için birçok, renkli terim kullanılmıştır; Norveçliler ‘cehennemden güller kemeri’, Danimarkalılar ‘cehennem ateÅŸi’ olarak isimlendirmiÅŸlerdir. Çok aÄŸrılı bir hastalık olduÄŸu için bu isimler son derece uygundur. Herpesvirus varicella tarafından ortaya çıkarılan akut, tek taraflı ve sinir dağılımı üzerinde geliÅŸen veziküllerle (içi su dolu kabarcık) seyreden döküntülü bir hastalık. Genellikle eriÅŸkinlerde (en sık 50 yaÅŸ üstü) ortaya çıkar ve ÅŸiddetli sınır aÄŸrısı yapar. Herpesvirus varicella aynı zamanda çocuklarda yaygın döküntülerle seyreden su çiçeÄŸi hastalığının da âmilidir. Zona arka kök sinir düğümünde sessiz yaÅŸayan virüsün; yaralanma, habis hastalıklar (bilhassa lenfoma) ve röntgen ÅŸuasına mâruz kalma gibi hazırlayıcı faktörlerle aktif hâle geçmesi sonucunda geliÅŸir. Hastalık; ateÅŸ ve kırgınlıkla baÅŸlar. 2-4 gün içinde gövde ve nâdiren kol ve bacaklarda ÅŸiddetli aÄŸrı, kaşıntı ve duyu deÄŸiÅŸiklikleri çıkar. AÄŸrı keskin, künt, yanıcı ve devamlı veya gelip geçici karakterde olabilir ve genellikle 1-4 hafta sürer. BaÅŸlangıçtan iki hafta sonra aÄŸrılı sahalarda sert, küçük (1 cm kadar), kırmızı döküntüler çıkar. Bunlar bir sinir dağılımı üzerinde olduÄŸundan gövdede tek taraflı kemer tarzı veya kol ve bacaklarda yukarıdan aÅŸağı istikâmettedir. Sonra bunların içi saydam sıvı veya irinle dolar. 10 gün içinde kurur ve kabuklanırlar. Sıklıkla iz bırakırlar. Patlarsa çevre lenf bezleri büyür ve bazan gangrene sebep olabilir. Bazan da döküntü bütün vücûda yayılır. YaÅŸlılarda en yaygın görülen komplikasyon olarak postherpetik nevralji (Zona sonrası sinir aÄŸrısı) yıllarca sürebilir. Zona en sık göğüste görülür. Ayrıca boyun, bel ve nâdiren kafa sinirleri tutulabilir. Kafa sinirleri tutulumu daha ağır seyreder ve tek taraflı yüz felci, sağırlık, tad kaybı, görme bozukluÄŸu ortaya çıkabilir. Hastalık genellikle tipik deri döküntüleri çıkmadan teÅŸhis edilemez. Vezikül sıvısında virüs görülmesi teÅŸhis koydurucudur. Tedâvi: Kaşıntı ve sinir aÄŸrısını azaltmak için kalamin losyon, aspirin, kodein kullanılır. Benzoin tentürü de kullanılabilir. SâkinleÅŸtirici verilir. Veziküller patlarsa antibiyotik tedâvisi eklenir. Gözdeki kornea zonasında iodoksiüridin merhemi gibi antiviral ilâç kullanılır. Postherpetik nevralji açısından kortikosteroid tedâvisi yapılır. Elektronik akupunktur cihazı göz aÄŸrısı noktasına tutulur. Hasta çok faydasını görür. Geçmeyen aÄŸrılarda siniri kesmek gerekebilir. Gözde katiyen kortikosteroid kullanılmaz. BaÅŸlıca Nedenleri Zona ile suçiçeÄŸinde etkenin aynı virüs (varicella zoster) olmasına karşın, iki hastalık hastalık birbirinden farklıdır. Zona genellikle orta yaşın üstündeki insanlarda görülür. SuçiçeÄŸi geçirildikten sonra konak sinir hücrelerinde bekleyen virüsün yeniden aktive olması ile ortaya çıkmaktadır. Belirtileri Nelerdir? En çok hissedilen belirti aÄŸrıdır. AÄŸrı genelde kuÅŸak ÅŸeklinde belirli bir hat üzerinde kendini gösterir. İlk belirti genellikle deride bir ya da daha fazla dermatoma uyan bölgede çok ÅŸiddetli aÄŸrı veya uyuÅŸma hissinin duyulmasıdır. Bu aÄŸrı yedi gün devam eder. AÄŸrı geçtikten sonra daha yoÄŸun bir biçimde geri dönebilir; arka planda sürekli bir rahatsızlık vardır ve buna bıçak saplanması tarzında daha kısa süreli ama daha ÅŸiddetli aÄŸrılar eÅŸlik edebilir. Nasıl Tedavi Edilir? Zona viral bir hastalıktır ve tedavisi antiviral ilaçların sistemik uygulanması ile yapılmalıdır. Tedavi ne kadar erken uygulanırsa o kadar etkili olacaktır. Bu nedenle teÅŸhisin çabuk konulması ÅŸarttır. Valasiklovir eÄŸer erken kullanılırsa (döküntülerin ortaya çıkmasını takiben ilk 72 saat içinde), aÄŸrı süresini ve ÅŸiddetini, döküntü süresini ve komplikasyon risklerini azaltır ve iyileÅŸme sürecini hızlandırır.

« Önceki YazılarSonraki yazılar »


sohbet