Vertigo ( BaÅŸ dönmesi- Araç tutması) Bazı insanlar denge problemlerini baÅŸ dönmesi olarak nitelendirirler. Çevrenin dönmediÄŸi bu denge bozukluÄŸu bazen iç kulaÄŸa baÄŸlı bir problemden dolayı ortaya çıkar. Bazı insanlar ise denge saÄŸlamaktaki zorluklarını vertigo kelimesiyle açıklarlar. Bu kelime Latince “dönmek” fiilinden gelmektedir. Bu hastalar sıklıkla kendilerinin veya çevrenin döndüğünü söylerler. Vertigo çoÄŸunlukla iç kulak probleminden kaynaklanır. HAREKET HASTALIÄžI VE DENİZ TUTMASI NEDİR? Bazı insanlar uçaÄŸa bindiklerinde veya arabada bulantı hissederler, hatta bazen kusarlar. Bu duruma taşıt tutması denilir. Bir çok insan bu rahatsızlığı gemiye bindiÄŸi zaman çeker bu yüzden aynı olay olmasına raÄŸmen buna deniz tutması denir. Deniz tutması sadece ufak bir rahatsızlıktır. Bunun dışında herhangi bir tıbbi bozukluÄŸun ifadesi deÄŸildir. Ancak bazen yolcular bu rahatsızlıktan dolayı çok kısıtlanabilirler. Çok az bir kısmında da bu rahatsızlık yolculuk bitse dahi birkaç gün daha sürmektedir. DENGE SİSTEMİNİN ANATOMİSİ BaÅŸ dönmesi (Dizzines, vertigo) ve taşıt tutması denge sistemi ile ilgilidir. Uzay araÅŸtırmacıları bu duyguya uzaysal oriantasyon demektedirler. Denge sistemi iç kulaktadır ve beyine vücudun uzay içinde nerede olduÄŸunu, pozisyonunun yönü, hangi yönde hareket ettiÄŸi ve dönüyor mu yoksa sakin durumda mı olduÄŸunu bildirir. Denge duygunuz sinir sisteminin aÅŸağıda belirtilen bölümleri arasındaki kompleks iliÅŸkilerle saÄŸlanmaktadır. İç kulak (aynı zamanda labirent adını da almaktadır.) hareketin yönünü yani dönüp dönmediÄŸini, ileri veya geri, bir yandan diÄŸer yana ve yukarı veya aÅŸağıya doÄŸru olduÄŸunu belirler. Gözler vücudun uzay içindeki yerini (baÅŸ aÅŸağı vs.) ve hareketin yönünü belirler. Eklemlerde ve omurgada bulunan basınç reseptörleri vücudun hangi parçasınınaÅŸağıda olduÄŸunu ve neresinin yere deÄŸdiÄŸini belirler. Kaslardaki ve eklemlerdeki algılama reseptörleri vücudun hangi parçasının hareket ettiÄŸini belirler. Merkezi sinir sistemi (beyin ve omurilik) daha önceki dört sistemden gelen uyarıları iÅŸler ve sonuçta koordinasyonu saÄŸlanmış bir algılama ortaya çıkar.Taşıt tutmasının bulguları ve baÅŸ dönmesi, merkezi sinir sistemine diÄŸer dört sistemden birbirine zıt mesajlar geldiÄŸinde ortaya çıkmaktadır. Örnek olarak fırtınalı bir günde uçaÄŸa bindiÄŸinizi düşünün ve uçağınız hava akımlarından dolayı sallanmaktadır. Fakat gözleriniz bu hareketi algılamamaktadır. Çünkü bütün gördüğünüz uçağın içidir. Bunun sonucunda beyniniz birbiriyle uyuÅŸmayan mesajlar almaktadır. Sizi bundan dolayı uçak tutabilir. Veya bir arabanın arka koltuÄŸunda oturmuÅŸ kitap okuduÄŸunuzu düşünün. İç kulağınız ve deri reseptörleriniz yolculuÄŸun hareketini algılayacaktır. Ancak gözleriniz sadece kitabı görecektir. Bu nedenle sizi taşıt tutabilir. Gerçek bir tıbbi örnek vermek gerekirse bir darbeden dolayı yalnızca bir taraftaki iç kulağınızın hasarlandığını düşünün. Hasarlı iç kulak normal iç kulakla aynı mesajları göndermez. Bu beyine dönme eylemiyle ilgili yanlış bilgi verir. KiÅŸi vertigodan veya dönüyormuÅŸ hissinden ÅŸikayetçi olabilir. Bazen bulantı da görülür. HANGİ TIBBİ RAHATSIZLIKLAR BAÅž DÖNMESİNE NEDEN OLUR? Dolaşım: Dolaşım bozuklukları baÅŸ dönmesinin en sık nedenleri arasındadır. EÄŸer beyniniz yeterince kan almazsa başınız dönmeye baÅŸlar. Hemen hemen herkes yatarken aniden ayaÄŸa kalktığında birkaç defa hissetmiÅŸtir, ancak bazı insanlar sık veya kronik nedenlerden ötürü baÅŸ dönmesi ÅŸikayetlerinde bulunurlar. Bu arterioskleroz (damar sertliÄŸi) dan dolayı olur. Bu rahatsızlık çoÄŸunlukla yüksek tansiyon hastalarında, ÅŸeker hastalarında ve kan yaÄŸları yüksek olanlarda görülür. Bazen de kalp fonksiyonları yetersiz olanlarda veya kansızlık ÅŸikayeti olanlarda rastlanır. Bazı ilaçlar özellikle nikotin ve kafein beyne giden kan akımını azaltır. Dietteki çok miktarda tuz da kan akımının azalmasına neden olur. Bazen dolaşımında strese, sinirlenmeye veya gerginliÄŸe baÄŸlı olarak bazı bozukluklar olabilir. EÄŸer iç, kulak yeterince kan alamazsa daha özel bir baÅŸ dönmesi durumu olan vertigo ortaya çıkar. İç kulak kan dolaşımındaki deÄŸiÅŸikliklere çok hassastır. Bu yüzden beyin için bahsedilen zayıf kan dolaşımı durumlarının hepsi iç kulak için de geçerlidir. Yaralanma: Kafatasında meydana gelen, iç kulağı da zedeleyen bir kırık sonrasında aşırı,kısıtlayıcı bir vertigoyla birlikte bulantı ve iÅŸitme kaybı geliÅŸir. BaÅŸ dönmesi birkaç hafta sürer. Bu süre içinde normal taraf yavaÅŸ yavaÅŸ karşı tarafın fonksiyonlarını üstlenir. Enfeksiyon: Virüslerden örneÄŸin soÄŸuk algınlığına neden olanlar iç kulağı ve onun beyinle olan sinir baÄŸlantılarını etkileyebilirler. Bu kötü bir vertigoya neden olurken iÅŸitme genellikle etkilenmez. Buna raÄŸmen bakteriler sonucunda oluÅŸan enfeksiyonlarda hem denge hemde iÅŸitme fonksiyonlarının bozulmasına neden olur. BaÅŸ dönmesinin ÅŸiddeti ve iyileÅŸme zamanı kırıklarda olduÄŸu gibidir. Allerji: Bazı insanlar allerjik oldukları besinlerle veya havadaki parçacıklarla karşılaÅŸtıklarında baÅŸ dönmesi veya vertigo ile karşılaÅŸabilirler. Nörolojik hastalıklar: Multipl Skleroz, sifiliz, tümör gibi sinir sistemini etkileyen hastalıklar dengenin bozulmasına neden olur. Bunlar nadir nedenler olmasına raÄŸmen doktorunuz muayene sırasında bunları da düşünecektir. ARAÇ TUTMASINA KARÅžI NE YAPABİLİRİM? Her zaman vücudunuzun hareketinin iç kulağınız ve gözleriniz tarafından aynı ÅŸekilde algılanabileceÄŸi bir yerde oturun. Örnek olarak arabanın ön tarafında oturup uzak manzaralara bakabilirsiniz veya geminin güvertesi ne çıkıp ufku izleyebilirsiniz yada uçakta cam kenarında oturup dışarıyı seyredebilirsiniz. Uçak yolculukların da hareketin en az olduÄŸu kanat üstüne denk gelen koltukları tercih edin. EÄŸer araba sizi tutuyorsa kitap okumayın yada zıt yöndeki koltuklara oturmayın. Araç tutması olan bir baÅŸka yolcuyla konuÅŸmayın veya onu izlemeyin. Yolculuktan hemen önce yada yolculuk sırasında keskin kokulardan, baharatlı ve yaÄŸlı yiyeceklerden uzak durun. AraÅŸtırmalar halk arasında yaygın olarak kullanılan formüllerin etkinliÄŸini bilimsel olarak kanıtlayamamıştır. Doktorunuz tarafından tavsiye edilen ilaçlardan birini yolculuÄŸunuzdan önce alın. Bu ilaçlardan bazıları reçetesiz olarak da satın alınabilir. SakinleÅŸtirici veya sinir sistemini etkileyen ilaçlar için doktorunuzun reçetesi gerekir. Bazıları hap veya fitil ÅŸeklindedir bazıları ise (scopolamine) kulak arkasına yapıştırılabilen bantlar ÅŸeklindedir.Åžunu hatırlayın: BaÅŸ dönmesi ve araç tutması olaylarının büyük çoÄŸunluÄŸu hafiftir ve kiÅŸi bunu kendi kendine tedavi edebilir. Ancak ağır veya giderek daha da ağırlaÅŸan vakalar Kulak Burun BoÄŸaz, denge ve sinir sistemi konusunda uzman bir doktor tarafından takip edilmelidir. DOKTOR BAÅž DÖNMESİ İÇİN NE YAPAR? Doktorunuz baÅŸ dönmesini tarif etmenizi isteyecektir. Bunun bir göz kararması mı yoksa bir hareket hissi mi olduÄŸunu, ne kadar sürdüğünü, iÅŸitme kaybı veya bulantı ve kusma olup olmadığını soracaktır. Hangi durumların baÅŸ dönmesi oluÅŸturduÄŸu da sorulabilir. Genel durumunuz, ilaç alıp almadığınız, kafa travması, son zamanlarda geçirilmiÅŸ bir enfeksiyon, ve kulağınızla, sinir sisteminizle ilgili birçok soruya cevap vermek durumunda olabilirsiniz. Doktorunuz kulağınızı, burnunuzu ve boÄŸazınızı muayene ettikten sonra sinir sistemiyle ilgili bazı testler yapacaktır. İç kulak hem iÅŸitme hem de dengeyle ilgili olduÄŸu için dengedeki bir bozukluk iÅŸitmeyi de etkileyecek veya bunun tersi olacaktır. Bu nedenle doktorunuz iÅŸitme testi (odiogram) isteyebilir. Bazı durumlarda kafatasınızın röntgenini, tomografisini veya manyetik rezonans ile görüntülenmesini veya iç kulağınızı uyarmak için kullanılan sıcak veya soÄŸuk sudan sonra göz hareketlerinizi izleyecek bir test (elektronistagmografi – ENG) isteyebilir. Bazı durumlarda da kalbinizin deÄŸerlendirilmesini veya bazı kan testlerini önerebilir. Her hasta için her test gerekmemektedir. Doktorunuzun kararı hangi testlerin gerekli olduÄŸunu belirleyecektir. Benzer olarak önerilen tedavi de konulan teÅŸhis ile iliÅŸkili olacaktır. BAÅž DÖNMESİNİ AZALTMAK İÇİN NE YAPABİLİRİM? Ani pozisyon deÄŸiÅŸikliklerinden kaçının. Örnek olarak yatar durumdan aniden ayaÄŸa kalkmayın veya bir taraftan diÄŸerine ani olarak dönmeyin. Aşırı kafa hareketlerinden (özellikle yukarı bakmak) veya hızlı baÅŸ hareketlerinden kaçının. Dolaşımı bozacak (nikotin, kafein ve tuz) ürünlerinin kullanımını azaltın. BaÅŸ dönmenize neden olan stresden, sinirlilikden uzak durun ve allerjiniz olan maddelere maruz kalmamaya çalışın. BaÅŸ dönmeniz olduÄŸunda araba kullanmak tehlikeli alet kullanmak veya merdiven tırmanmak gibi zarar verebilecek aktivitelerden uzak durun.
Ortalama olarak yaÅŸamımızın üçte birini uykuda harcamaktayız – diÄŸer aktivitelerde harcadığımızdan daha fazla bir zaman. Kendimizi iyi hissetmemiz için gerekli ve hayati bir ÅŸey olan uykunun bu kadar çok bölümünün halen bir bilinmeyen olması merak uyandırıcıdır. Son 50 yılda pek çok araÅŸtırmacı uyuma paternlerini ve uyuduÄŸumuzda ortaya çıkan fizyolojik ve nörolojik deÄŸiÅŸiklikleri araÅŸtırmıştır. Nasıl uyuduÄŸumuzla ilgili çok ÅŸey bilinmektedir – fakat niçin uyuduÄŸumuz hakkında çok az ÅŸey biliyoruz.
Böyle olduğunda bile, herkes kötü bir gece uykusunun etkilerini bilir ve herkes uykunun ve iyi bir gece uykusundan sonra dinçleşmiş ve dinlenmiş kalkmanın yararlarını bilir. Bu yararları hissetmediğimiz zaman, uyku hakkında düşünmeye başladığımız ve uykumuzu iyileştirmenin yollarını aradığımız zamandır.
Normal uyku
Son 50 yılda nörolojik, endokrinolojik ve fizyolojik açıdan uyku ile ilgili çok şey yapılmıştır. Bunu takiben artık nasıl uyuduğumuz ve uyuduğumuzda ya da uyumadığımızda oluşan değişiklikler hakkında çok şey bilinmektedir.
Uykunun evreleri
Uykuya daldığımızda, bilinç düzeyimiz değişir ve iki uyku tipi arasında gidip geliriz:
- non-REM uykusu
- REM (hızlı göz hareketleri) ya da paradoksal uyku
Non-REM uykusu
Non-REM uykusu, uykunun gidişatı sırasında ortaya çıkan elektroensefalografik değişimlere dayanarak sıklıkla dört evreye ayrılmaktadır.
- Evre 0- Bütünüyle uyanıklık değişmiştir.
- Evre I- Uyku basması. Bu, uykuya dalmakta olan bir kişinin karşılaştığı durumdur. Eğer kişi uykunun bu evresinde uyandırılırsa etrafında olup bitenden tamamen haberdar olmamasına karşın genellikle uyanık olduğunu söyleyecektir.
- Evre II – Uykunun bu evresinde bilinç, kiÅŸi uyandırıldığında uykuda olduÄŸunu hatırlayabilmesine yeterli olacak ÅŸekilde EEG paternleri.
- Evre III ve IV – YavaÅŸ dalgalı uyku.
REM uykusu
Hızlı göz hareketleri (REM) uykusu, uykunun rüya görülen evresidir. Bu evre uykunun diğer evrelerinin arasına serpiştirilmiştir. Çok sayıda farklı özellik ile bağlantılıdır. Aynı zamanda paradoksal uyku olarak da bilinmektedir; çünkü önceleri, hızlı göz hareketleri ve huzursuzluğun eşlik etmesi araştırmacılara bu uyku evresinin hafif uyku olduğunu düşündürmüşse de, kas paralizisinin de olaya eşlik etmesiyle aynı zamanda paradoksal olarak da ağır bir uyku olduğu saptanmıştır.
Uykunun gece paterni
Uykuya daldığımızda non REM uykusunun dört evresinden hızla geçeriz ve ilk doksan dakikanın çoğu, yaklaşık on dakikalık REM uykusunun takip ettiği evre IV uykusunda harcanmaktadır. Bu patern kendisini, her bir döngüdeki REM uykusunda daha fazla zaman harcanacak şekilde, gece boyunca dört ya da beş kez tekrar eder. Uyanmamızdan önce REM uykusunda bir saat kadar zaman harcarız. REM uykusunda harcanan zaman yüzdesi doğumdan sonra gittikçe azalır ve (doğumda % 50) üç yaşında % 33 e, 11 yaşında % 27 ye ve ergenlikte de yaklaşık %25 e düşer.
Uyku ve uyanıklık ritimleri
Vücudun günlük ritimleri iyi bilinmektedir. Uyku bu doğal ritimlere sıkıca bağlı olan pek çok vücut fonksiyonundan birisidir. Bu ritimlerin uykudaki önemleri, uzun uçak yolculuğundan sonra ortaya çıkmaktadır. Vücut saatimizin, normalde uyku ve uyanıklık ile ilişkili olan dış uyarılarla ayarlanmadığını bu tür yolculuklarda ayrımsarız.
Uyku problemi olan kiÅŸiler sıklıkla doÄŸal uyku ve uyanıklık ritimleri normalin dışında olanlardır. Bunlar gece vardiyasında çalışanlar veya küçük bebek sahibi ebeveynler ya da kendilerini geç kalkma ve ardından da yatma saatinde uyuma güçlüğü çekme alışkanlığına kaptırmış kiÅŸilerdir. Pek çok Akdeniz ülkesinde görülen uyku paterni -örneÄŸin öğleden sonraları, özellikle sıcak havalarda iÅŸ arası verip uyuma – doÄŸal uyku ritmimize Kuzey Avrupa ve Kuzey Amerika da sıklıkla görülen paternden olasılıkla daha yakındır.
Hormonlar ve uyanıklık
Adrenalin ve kortikosteroid düzeyleri uyanık olduÄŸumuzda daha yüksektir – aslında uykuda olduÄŸumuzda adrenalin düzeyleri çok azalır. Buna karşılık, büyüme hormonu ve diÄŸer yenileyici hormonların düzeyleri uykuda daha yüksektir.
Melatonin uykuyu harekete geçirir ve bu gerçek, insanların uçak yolculuğunda ortaya çıkan gece ve gündüz paternlerine uyum sağlamalarıyla sonuçlanacak şekilde, vücudun hormonal döngülerinin bazılarını değiştirerek, uzun süreli hava yolculuklarının etkilerinin üstesinden gelmek için yardımcı olmak üzere, kişilere bir melatonin eşdeğeri ilaç verilerek araştırılmaktadır.
Ne kadar uykuya gereksinmemiz var?
Fizyolojik faktörler
Herkes farklılık gösterir – sıklıkla bir gecede 8 saatlik uykunun azalmış formu herkes için geçerli deÄŸildir. Bazı kiÅŸilerin bundan daha fazlasına gereksinimi varken diÄŸer taraftan baÅŸka insanlar bir gecede sadece 3 ya da 4 saatle yetinmektedir.
Tarih her gece birkaç saatlik uykuya gereksinim duyan baÅŸarılı liderlerin hikayeleriyle doludur – Napolyon ve Churchill bunlardan ikisidir. DiÄŸer taraftan Einstein bazen günün 16 saatini uykuda harcayan uzun bir uykucuydu.
Uykunun miktarı yaşla değişkenlik gösterir. Yeni doğmuş bebekler günün 20 saatini uykuda harcamaktadır. Yaklaşık 2 yaşında uykuya gereksinim azalmaktadır, buna karşın küçükler halen erişkinlerden daha çok uykuya gereksinim duyar. Çocukluğun ileri yaşlarında ortalama uyku saatleri erişkin ortalamasının sadece çok az fazlasına kadar düşer. Ergenlikte uyku paternleri değişken hale gelir ve bazı gençler 11 yaşında olduklarından daha fazla uykuya gereksinim duyar görünmektedir. 16-17 yaşlara geldiklerinde, insanların çoğu, yaklaşık kırk beş yaşına kadar sürecek olan uyku paternlerini edinirler.
YaÅŸlı kiÅŸiler daha hafif uyuma eÄŸilimindedir ve genellikle gençliklerinde gereksinim duyduklarından daha az uykuya gerek duyarlar – 70 yaşında olduklarında gecede ortalama sadece 6 saat (Bu ortalama bir deÄŸer olduÄŸu için pek çok kiÅŸi bundan daha azına gerek duyacaktır). Uykusuzluktan yakınan pek çok yaÅŸlı kiÅŸi aslında yaÅŸları için normal uyumaktadırlar, fakat onlar gençlik yıllarında hatırladıkları uykularını stilleriyle karşılaÅŸtırmaktadırlar.
Çevre faktörleri
Bu bireysel farklılaşmalardan daha önemli olarak bir toplumdaki ortalama uyuma miktarı dış faktörlerden etkilenmektedir. Örneğin; elektriğin genel kullanımından önce insanlar uyuma paternlerini gün ışığının paternlerine daha fazla bağlamışlardı; bu özellikle de mevsime bağlı olarak oldukça değişkenlik gösteren gün ışığı miktarının olduğu yerler olan yüksek bölgelerde daha belirgindi. Biz doğal olarak çevremizdeki insanlarla aynı zamanda uyuma eğilimindeyiz. Tüm toplumlarda karanlığın uykunun ana harekete geçiricilerinden biri olduğu bizi şaşırtmamalıdır. Bu doğal ritim gece işçilerinde olduğu gibi şaşarsa uyku ile ilgili problem sıklıkla ortaya çıkar.
Uyku hastalığıİnsanın kanında Trypanozoma Gambiense ve Trypanozoma Rhodesiense türlerinin parazitlenmesiyle meydana gelen bir hastalık. Hastalığın yayılması ve bulaÅŸması Tse-Tse sineÄŸi vasıtasıyla olur. Akut ve müzmin olarak ilerleyebilir. Akut halde yüksek ateÅŸ, adenit, deride kırmızı döküntüler ve geçici ödemler olur; müzmin halde ise parazit beyne yerleÅŸtiÄŸinden meningo-ensefalit, meningo-miyelit sonucu sinir dokusunun hücre yıkımıyla ÅŸuurunun kaybolması ve ilerleyen koma ile ölüm meydana gelir. Belirtileri: Uyku hastalığı düzensiz ateÅŸ, özellikle boyun arka hattındaki lenf bezlerinde ÅŸiÅŸme, deride kırmızı döküntüler ve aÄŸrılı lokalize ödemle karakterizedir. Titreme, baÅŸaÄŸrısı, havale geçirme gibi merkezi sinir sistemi belirtileri daha sonra geliÅŸir ve koma ile ölüme götürür. Trypanozoma Rhodesiense ile olan hastalık diÄŸer tipe göre daha ciddi ve öldürücü seyreder. TeÅŸhis: Hastalığın teÅŸhisi tripanozomların görülmesine baÄŸlıdır. Hastalığın erken devresinde parazitler periferik kandan yapılan yaymada veya büyümüş lenf bezinden alınan sıvıda görülürler. Hastalığın ilerlemiÅŸ safhasında parazit sadece beyin omurilik sıvısında bulunur. Korunma: Uyku hastalığına karşı korunmada aÅŸağıdaki metodlar vardır: a) BulaÅŸma kaynağı olan enfekte kiÅŸileri tarama muayeneleriyle ortaya çıkararak tedavi etmek. b) Trypanozoma Rhodesiense’de enfeksiyonunun tabiat nidalitesini sürdüren yabani hayvanlarla savaÅŸmak. c) Tripanozomların vektörleri olan Tse-Tse sinekleriyle kalıcı insektisidler vasıtasıyla geniÅŸ ölçüde ve sürekli olarak savaÅŸmak. d) İnsanlarda koruyucu olarak ilaç uygulamak (Kemoterapi). Tedavi: Gambiense tipinde erken safhada pentamidin kullanılabilir. Pentamidin 10 gün süreyle 4 mgr/kg/gün olarak adeleye zerk edilir. Rhodesiense tipindeki hastalıkta ise erken safhada Suramin damar içine tatbik edilir. Melarsoprol diÄŸer ilaçlara göre çok toksiktir, fakat her iki tip hastalığa da bütün safhalarda etkilidir. Hastada hafif veya orta derecede sinir tutulması olduÄŸunda bu ilaç 2-3 gün müddetle 3,6 mgr/kg/gün damar içine verilir. Bu ilacın meydana getirdiÄŸi arsenik zehirlenmesi neticesi sindirim sisteminde, böbreklerde ve sinir sisteminde çeÅŸitli arızalar olabilir. Kaynak: Rehber Ansiklopedisi
Ne kadar hızla ve ne kadar uzak mesafeye gitmelerine baÄŸlı olmadan, insanlar hareket halindeki vasıtaların içinde mide bulandırıcı bir rahatsızlık hissederler. Dış kulağımızın görevi iÅŸitmeyi saÄŸlamaktır ama iç kulağımız dengemizden sorumludur. Hareket halinde olduÄŸumuzda, iç kulağımızın içindeki sıvı çalkalanır ve sinir sistemimiz vasıtası ile beynimize sinyal gider. EÄŸer arabanın içinde bir ÅŸey okuyorsanız veya arabanın içinde bir ÅŸeye bakıyorsanız, gözlerden beyine hareket halinde olmadığınız sinyali gider ama iç kulaklarınızdan giden sinyal farklıdır. O, vücudunuzdaki sarsıntıdan dolayı hareket halinde olduÄŸunuzu bildirir. Bu iki sinyal arasındaki fark, halk arasında ‘araba tutması’ diye adlandırılan, mide bulandırıcı etkiyi yaratır. Aslında dalgalı denizde seyreden bir gemideki insanı deniz tutması ne ise hareket halindeki bir arabanın içindeki insanı taşıt tutması da aynı ÅŸeydir. Denizdeki hareket tam anlamı ile üç boyutlu olduÄŸundan etkisi daha fazladır. BaÅŸ aÄŸrısı, baÅŸ dönmesi, nabızdaki artış ve mide bölgesindeki baskı hissi ile kusma ihtiyacı en belirgin özelliklerdir. Bunlara ilaveten deniz tutmasında, bulantıdan önce stres hormonları da salgılanmaya baÅŸladıklarından rahatsızlık ve panik hissi iyice kuvvetlenmektedir. Arabada iken gözlerinizle, bir uzaÄŸa, bir yakma bakarsanız, bu taşıt tutma probleminize yardımcı olabilir. Bu nedenledir ki, arabayı kullananlarda taşıt tutması olayı görülmez. Çünkü araba, kullananın kontrolü altındadır. Sürücü arabanın ne zaman duracağını veya hızlanacağını, ne yöne dönüleceÄŸini bilmektedir. Taşıt tutması gençlerde daha çok görülür, çünkü yaÅŸlandıkça ve çok seyahat ettikçe, iç kulağın hareketlere karşı hassasiyeti azalır. Bir görüşe göre, taşıt tutmasındaki denge bozukluÄŸu, bulanık görme gibi belirtilerde beyine gönderilen sinyaller, zehirlenince beyine yollanan sinyallerle aynı. Bu nedenle de beyin mideye kusma ve içindeki zehiri boÅŸaltma emrini veriyor. Taşıt tutmasına karşı önerilerimiz şöyle: Kitap okumayın, zihniniz baÅŸka ÅŸeylerle meÅŸgul olsun. Olay aslında beyinde oluÅŸtuÄŸundan, onu baÅŸka bir ÅŸeyle meÅŸgul edin. Zihinsel veya kelime oyunları oynayın. Mide bozucu ÅŸeyler yemeyin, çok gerekirse bunun için üretilmiÅŸ ilaçları, kulak arkasına yapıştırılan bantları kullanın. Çinli doktorlar yüzyıllardır taşıt tutmasına karşı akupunktur tedavisi uyguluyorlar. Bu uygulamadan siyah ve beyaz ırktan insanların yüzde 50-60′ı etkilendiÄŸi halde Asyalıların hemen hepsi etkileniyor. Bu farkın da sinir sistemindeki bir genetik temele dayandığı sanılıyor.
Subaraknoidal boÅŸluÄŸa, arter ya da ven ‘ in yırtılması sonucu, kan sızması ile meydana gelen tablo “subaraknoidal kanama” olarak adlandırılır. Subaraknoidal boÅŸluk veya aralık ise beyinin en dışını saran pia mater adı verilen çok ince zar ile bu tabakanın üzerindeki zar olan arachnoidea arasında kalan mesafedir. Subaraknoidal kanamalar çok deÄŸiÅŸik nedenlerle meydana gelirse de en sık nedeni anevrizmalardır. Subaraknoidal kanamalar kafa içi patolojiler içinde, birden ölümlere yol açabilen en ağır klinik tabloların başında gelir ve anevrizma rüptürüne baÄŸlı subaraknoidal kanama görülme sıklığı 40 – 60 yaÅŸ grubunda en yüksektir. Anevrizmalı hastaların % 50 sinde, genellikle kanamadan 1 – 3 hafta önce, uyarıcı belirtiler vardır. BaÅŸ aÄŸrısı olguların % 30 unda çoÄŸunlukla anevrizma tarafında olmak üzere tek taraflıdır. Anevrizmal subaraknoidal kanamaların % 30 u uykuda ortaya çıkar. Nedeni bilinmemekle beraber ilkbahar ve sonbahar ayları kanama sıklığının daha fazla görüldüğü aylardır.
Halk arasında baloncuk olarak bilinen anevrizma denince; genel olarak, temiz kan taşıyan damarlara ( arter ) ait geniÅŸlemeler anlaşılır. Anevrizmalar aort gibi çok geniÅŸ damarlarda oluÅŸabildiÄŸi gibi, küçük ve orta boy damarlarda da oluÅŸabilirler. Bu bölümde konu edilen, ani kanamalarla bazen çok dramatik sonuçlar veren beyin anevrizmalarıdır. Anevrizmalar yapı itibarı ile damar duvarının doÄŸuÅŸtan zayıf olduÄŸu noktalarda, genellikle de damarın daha küçük dallara ayrıldığı noktalarda oluÅŸur. Damar duvarının zayıf olduÄŸu noktada damar içi basınç ( tansiyon ) nedeniyle her kalp atımında damar duvarı zayıf noktadan dışarı doÄŸru bombeleÅŸerek zamanla baloncuk oluÅŸur. Baloncuk duvarı basınca dayanamadığı anda da patlar, patlama ya kendiliÄŸinden olur ya da eforla oluÅŸur. Örn. öksürme, ıkınma, cinsel temas gibi basınç artmasına neden olan aksiyonlar…
Anevrizma kimlerde oluÅŸur, risk faktörleri nelerdir…
Damar duvarındaki yetersizlikler (Doğumsal)
Damar duvarındaki Arteriosklerotik veya hipertansif değişiklikler.
Travmatik (darp veya kaza sonucu kafa yaralanmaları)
Enfeksiyona bağlı
Risk Faktörleri:
Hipertansiyon
Sigara kullanımı
Oral Kontraseptifler (Doğum kontrol ilaçları)
Alkol (Şüpheli)
Kokain Anevrizmanın beyinde oluÅŸtuÄŸu yerler:Beyini besleyen damarlar, beyin tabanında birleÅŸerek Willis Poligonu ( Bkz. Resim ) adı verilen damar ağını meydana getirirler. Anevrizmalar genellikle bu willis poligonunda oluÅŸur. Anevrizması olan insanların büyük bir bölümünün hiçbir ÅŸikayeti yoktur. Ancak bazen migren tarzında ya da spesifik olmayan baÅŸ aÄŸrıları olabilir. Ayrıca anevrizmanın büyük olduÄŸu durumlarda kitle etkisi nedeniyle beyinde komÅŸuluk yaptığı sinirlerle ilgili belirtiler görülebilir. Koku duyusunda bozulma ve göz sinirlerine ait felçler gibi…
Anevrizma nasıl ortaya çıkar?
Genel amaçlı yapılan tomografi veya MR tetkikinde tesadüfen
Kafa sinirlerine ait belirti vererek. Örneğin görme sinirine ait felçler.
Kanama sonucu: Kanama da sızıntı şeklinde beyin zarları arasına (subaraknoid kanama) veya beyin dokusu içerisine olmak üzere iki türlü olabilir.
Yukarıdaki nedenlerden en önemlisi kanamadır. Aniden, çok ÅŸiddetli baÅŸ aÄŸrısı, arkasından menenjit belirtisi olan ense sertliÄŸi ( çoÄŸunlukla 6 – 24 saat içinde yerleÅŸir ), kusma, kanamanın cinsi ve ağırlığına göre bilinçte bozulma ve bazen bel aÄŸrısı ile ortaya çıkabilir. BaÅŸ aÄŸrısı en yaygın belirti olup vakaların % 97 sinde vardır. Hasta genellikle “hayatımın en kötü baÅŸ aÄŸrısı” diye nitelendirir.
TeÅŸhis ve Tedavi
TeÅŸhis için yapılacak ilk iÅŸ bir nörolog ya da beyin cerrahisine müracaat etmektir. Subaraknoidal kanamalarda ilaçsız olarak çekilen ilk beyin tomografisi kanama olup olmadığı konusunda yeterli bilgiyi verir. İkinci aÅŸamada MR veya kateter anjiografi mutlaka yapılmalıdır. Anevrizmaların rastlanma oranı Amerika’daki istatistiki verilere göre yüzbinde 6 – 10 arasında bulunmuÅŸtur. Anevrizmaların tedavisi cerrahidir. Ancak buradaki önemli olan nokta anevrizmaya kanama olmadan müdahele etmek, ya da hiç deÄŸilse birinci kanamadan sonra hastanın genel durumu uygunsa ameliyatını yapmak ÅŸarttır. Ameliyat mikroÅŸirürji uygulanarak yapılmaktadır. Son yıllarda endovasküler giriÅŸimler de baÅŸarıyla uygulanmaktadır.
Sonraki yazılar »