|
|
Dudak ve damak yarıkları birlikte ya da tek başına görülebilen birbirinden ayrı birer doğumsal (konjenital) kusurdur.
Dudak yarığının damak yarığı ile birlikte veya tek başına görülme sıklığı 1000 doğumda 1; damak yarığının tek başına görülme sıklıkğı ise 2500 doğumda 1 dir. Damak yarığı ile birlikte ya da tek başına görülen dudak yarığında genetik özelliklerin, tek başına damak yarığı vakalarından daha büyük bir rol oynadığı sanılmaktadır.
Yarıklık kusuruyla doğan bir bebekte, özellikle söz konusu olan tek başına damak yarığı durumu ise işitme bozukluğu dahil olmak üzere diğer kusurların da bulunma sıklığı artar.
Damak yarığı ile doğan bir bebekte, üst dudağın birleşememiş bulunduğu bir fisür (çatlak) ya da uzun bir delik mevcuttur. Bu yarık, dudağın üst kısmındaki ufak bir çentikten, buruna kadar ulaşan komple bir açıklığa dek değişebilir. Damak da yarık durumdaysa, bebeğin ağzının üst duvarı kapanmamış olarak kalır.
Doğan bebeğinizde bu kusurlardan biri ya da her ikisi bulunuyorsa en acil nitelik taşıyan sorun beslenmedir. Doğumdan kısa süre sonra damak üzerine özel olarak tasarlanmış bir tıkaç (protez) yerleştirilerek bebeğin beslenebilmesi sağlanır. Ancak, bebek hızla büyüyeceğinden bu tıkacın birkaç haftada bir değiştirilmesi gerekecektir.
Dudak yarığı olan bir bebekte bu yarığın kapatılması ameliyatı tipik olarak 1. ve 2. ayda yapılır. Sıklıkla, dudak yarığı deformitelerinde burun genişlemesi de söz konusudur. Damak yarığının kapatılması, burun tabanının daralmasına yardımcı olur. Ancak kesin bir burun ameliyatı, çocuk erişkin çağa ulaşana kadar geciktirilir. Estetik başarı deformitenin ciddiyet derecesine, enfeksiyon bulunmamasına ve cerrahın beceri düzeyine bağlıdır.
Bir damak yarığı, normal konuşma gelişiminin sağlanması için genellikle yaşamın ilk yılı içinde kapatılır. Ameliyat amaçları çocuğun normal bir sesle konuşmasını ve nazal regürjitasyonun (gıdaların buruna gelmesi) azalmasını sağlamaktır. Bir çocuk 3 yaşına kadar ameliyat edilmediği takdirde, anlaşılır konuşma yeteneğini geliştirebilmesi için bir protes kullanılabilir.
Dudak ya da damak yarığı komplikasyonları arasında, nükseden kulak enfeksiyonları, işitme kaybı, aşırı bir diş boşluğu alanı ve ortodontik düzeltim gerektiren dişlerin yerinden oynaması bulunur. Bazı çocuklarda damakdaki kas problemleri nedeniyle ameliyattan sonra bile konuşma kusurları sürebilir. Genellikle konuşma terapisi gerekli olur.
İnterventriküler septal defekt olarak da adlandırılan VSD doğumsal bir kalp hastalığıdır. Kalpte sağ ve sol karıncıklar (ventriküller) arasındaki duvarda açıklık (delik) olması durumudur. VSD çocuklarda yetişkinlere göre daha sık olarak gözlenmektedir. Sıklıkla da doğumdan itibaren gözlenir. Çoğu çocukta açıklık çok küçüktür, hrehangi bir şikayete neden olmaz ve sıklıkla 18 yaşına gelmeden kendiliğinden kapanır. Daha ileri derecedeki hastalarda, kalpte ventrikül fonksiyon bozukluğu meydana gelebilir ve ilaç veya ameliyatla tedavi edilmeleri gerekir.
VSD, diğer bazı kalp hastalıkları ile birlikte bulunabilir. Birçok doğumsal kalp hastalığının nedeni bilinmemektedir. VSD gelişme riskinin arttığı doğum öncesi durumlar, anne adayında hamilelik sırasında kızmıkçık enfeksiyonu ve diğer viral enfeksiyonlar gelişmesi, annenin hamileliğinde yetersiz beslenmesi, alkolik anne, 40 yaşın üzerinde hamilelik ve annede şeker hastalığı sayılabilir.
Yetişkinlerde, VSD miyokard iskemisine (MI) bağlı gelişebilen ciddi bir hastalık olarak ortaya çıkabilir.
Önleme
Bu hastalık doğumdan itibaren bulunur. Hamile kalmayı planlayan kadınlar, kızamıkçık geçirmediyseler aşı olmalıdırlar, iyi beslenmeli, alkolden uzak durmalı ve şeker hastası iseler hamilelikten önce ve hamilelik sırasında çok sıkı kontrol edilmelidirler.
Belirtiler
- nefes darlığı
- solukluk
- hızlı soluma
- zorlu solunum
- artmış kalp hızı (çarpıntı)
- çocuklarda sık sık solunum yolu enfeksiyonuna yakalanma
Tanı
VSD genelde yenidoğan bebeğin ilk muayeneleri sırasında tespit edilir. Hekim tarafından kalp dinlendiğinde şiddetli ve sürekli bir kalp üfürümü duyulur. Gerek görülebilecek diğer testler şunlardır:
- göğüs filmi (X-röntgen)
- EKG
- Ekokardiyogram
- Kalp kateterizasyonu
- Kalp anjiografisi
Tedavi
Hafif şiddetteki hastalarda tedavi gerekmez. Konjestif kalp yetmezliği adı verilen durum geliştiğine, dijital (digoksin gibi) adı verilen ilaçlar ve diüretik adı verilen ilaçların kullanılması gerekebilir. Eğer cerrahi olarak tedavi uygulamak gerekiyorsa, ameliyat 2-5 yaş arasında yapılır.
Bir çok küçük boyuttaki VSD kendiliğinden kapanır; bu şekilde kendiliğinden kapanmayan VSD ler cerrahi olarak kapatıldığında sonuç son derece iyidir. Eğer açıklık kapatılmaz ise aşağıdaki durumlar gelişebilir:
- konjestif kalp yetmezliÄŸi
- infektif endokardit
- aort yetmezliÄŸi
- bebekte büyüme ve gelişme geriliği
- ameliyat sırasında gelişebilen bir durum da kalbin elektriksel ileti sisteminde hasar gelişmesidir (kalp ritim bozuklukları gelişebilir)
Normal zamanında doğmuş bebeklerin takriben yüzde 50 si (prematüre bebeklerde daha az) doğumdan 1 ila 3 gün sonra toksik eritem geliştirirler. Genellikle yüzde, karın bölgesinde ve kol ve bacaklarda meydana gelir ve pire ısırığını andırır. Nedeni bilinmemektedir. Döküntüleri zararsızdır ve hiçbir tedavi gerektirmez; genellikle birkaç gün içinde geçer.
Belirtiler: Kırmızı bir yüzey üzerinde kendini beyaz sivilceler ya da kabarcıklarla beli eden bir döküntü.
Pamukçuk
Belirtiler
- Bebeğin ağzında, ağzının içinde ve çevresinde süte benzer ince bir tabaka.
Pamukçuk, ağızda meydana gelen hafif bir mantar enfeksiyonudur; yanakların iç tarafına, dilin üzerine ve ağzın tavanına sürülmüş beyazımsı lekelere benzer. Eğer beyaz leke kazınırsa, altında deri yanmış gibi görünür ve kanaya-bilir. Pamukluk, sağlıklı yeni doğmuş bebeklerde meydana gelir.
TeÅŸhis
Pamukçuk olan bebeğin ağzı yaradır. Bebek emzirilirken rahatsızdır ve hatta emzirilmeyi reddedebilir. Eğer bebeğinizde pamukçuk olduğundan kuşkulanıyorsanız, bebeğinizin doktoruna başvurunuz. Teşhis koymak için çoğunlukla sadece bakmak suretiyle muayene bile yeterli olmaktadır.
Tedavi
Sağlıklı bir yeni doğmuş bebek genellikle hastalığı kendi başına yenebilmektedir. Fakat, özellikle pamukçuk geniş bir alana yayılmışsa, nystatin adı verilen bir antimartar madde bu süreci hızlandırmaktadır.
Süt çocuklarında Beslenme İle İlgili Sorunlar
Yetersiz Beslenme

Bebeğin huzursuz oluşu ve fazla ağlaması, az dışkı yapması aldığı anne sütü veya süt formülü miktarı ile doymadığının bir işareti olabilir. Aralıklı tartı ölçümleri ile besinin yeterliliği değerlendirilmeli, bildirilen şikayetlerin gerçekten az beslenmeye bağlı olup olmadığı araştırılmalıdır. Çocuğun altığı miktarlar gerçekten gereksinimi karşılamıyorsa, karışık beslenmeye geçilmeli ya da verilmekte olan formülün miktarı arttırılmalıdır.
Bazı bebekler bir öğünden fazla alamazlar ve 1-2 saat sonunda tekrar yemek isterler. Bu durumda anne sütünü veya biberonu daha sık vermek, yapay beslenen bebeklerde emzik şişesinin deliğini biraz genişletmek, öğün sırasında 1-2 kez beslenmeyi durdurarak bebeğin gazını çıkartmak gibi önlemler yararlı olabilir. İştahsız ve iyi tardı almayan bebekler sistemik hastalık varlığı araştırılmalıdır. Uzun süre davam eden yetersiz beslenmede protein enerji malnütrisyonu gelişir.
Aşırı beslenme
Süt çocukları genellikle aldıkları besin miktarını kendileri ayarlar ve gereğinden fazlasını almazlar. Ancak bu kural her zaman geçerli değildir. Özellikle yapay olarak beslenen bebeklerde fazla miktar yeme, tartı almada fazlalık ve bu durumun devam etmesiyle birkaç hafta sonunda aşırı beslenmeye bağlı regürjitasyon, kusma, sulu dışkılar gibi belirtiler oluşması oldukça sık rastlanan bir durumdur. Besinin daha sulu hazırlanarak verilmesi ile bu durum birkaç günde düzelir.
Fazla yağlı besinler mide boşalmasında gecikmeye, karın gerginliğine, karın ağrısına yol açabilir.
Karbonhidrat fazlalığı barsak ta bakteri yel fermantasyona yol açarak gazlanmaya, karın gerginliğine ve karın ağrısına neden olur.
Regürjitasyon ve Kusma
Regürjitasyon öğünden sonra besinin küçük bir bölümünün çıkarılmasıdır. Zararsız bir belirtidir. Zararsız bir belirtidir. İlk 6-7 ayda çok sıktır. Beslenme yönteminin iyi uygulanması ile düzelebilir.
Kusma besinin önemli bölümünün çıkarılmasıdır. Günde üç veya daha fazla sayıda kusma daima patolojiktir.
Sulu veya sert dışkılar
Doğumdan sonra 4-6 ncı günler arasında ?geçiş kakaları? adı verilen suluca, yeşil-sarı renkte, bazen müküs içeren dışkılar görülmesi normaldir.
Anne sütü alan çocuğun dışkısı krem kıvamındadır. Formül sütleri ile beslenen bebeklerde de dışkılar çoğu kez anne sütü alan bebeklerdekine benzer. İnek sütü alanlarda dışkı genellikle daha katıdır. Gerek anne sütü, gerekse formül sütlerle beslenenlerde fazla beslenme sulu dışkılara yol açar.
Günde 3 den fazla sulu ve miktarca fazla dışkılama ishal olarak kabul edilmelidir. Enfeksiyon, ishalin en önde gelen nedenidir.
Sağlıklı bebeklerde 2-3 gün ara ile dışkı yapma nadir değildir. Dışkıların kıvamı normal ise bu durum zararsızdır. Uygun beslenen bebeklerde sert dışkılara nadir rastlanır. Kabızlık anüs çatlaklarına yol açabilir. Çocuğa öğün aralarında su içirmek, besinin karbonhidrat içeriğini biraz arttırmak gibi önlemler çok zaman dışkı kıvamının normalleşmesi için yeterlidir.
Besinlere intolerans ve alerji !!
Besine tahammülsüzlük ve inek sütüne alerji oldukça nadir karşılaşılan ve diyet değişikliği gerektiren sorunlardır.
BİR PREMATÜRENİN PORTRESİ
Tam zamanında doğan bebeklerin anne babalarının , bebeklerini ilk gördüklerinde bir şaşkınlık dönemi yaşamaları doğaldır. Prematüre bebeklerin anne babaları ise çoğu kez tam anlamıyla şok geçirirler. Tipik bir prematüre yaklaşık 1600 ila 1900 gram , bazısı ise çok daha düşük bir tartı ile doğar. En küçükleri bir erişkinin avucuna sığabilecek büyüklüktedir ve bilekleri elleri o denli küçüktür ki , bir evlilik yüzüğü kolayca geçirilebilir.
Prematürenin cildi şeffaftır ve arterlerle venler cilt üzerinden görülebilir. Cilt , altında yağ dokusu bulunmadığı için gevşek bir izlenim verir ve çoğu zaman lanugo denen yumuşak tüylerle kaplıdır.Bebek kucağa alındığında ya da beslendiğinde cilt rengi değişir.Kahverengi yağ dokusu bulunmadığından (bizi sıcak tutan yağ katmanı)ısısını koruma yeteneği yoktur. Prematürenin kulakları , şekil vermeğe yarayan kıkırdak dokusu henüz gelişmediğinden, düz, kıvrık ya da dalgalı bir şekilde olabilir.
Cinsiyet karakterleri çoğunlukla tam gelişmemiştir.Testisler inmemiş olabilir.Erkek çocuklarda sünnet derisi ,kız çocuklarda vajen dudaklarının iç kısmı gelişmemiş olabilir.Meme başları etrafında areola denen koyu renkli bölge bulunmayabilir. El ve ayak taban çizgileri gelişmemiş olabilir.
Henüz ne kas ne de sinir gelişimi tam olduğundan, birçok refleks (örneğin yakalama, emme, arama, irkilme) kayıp olabilir. Nefes kuvveti olmadığından, bebek çok az ağlıyor ya da hiç ağlamıyor olabilir. Prematüre apnesi şeklinde adlandırılan ,arada solunumun durduğu dönemler de bulunabilir.
Ancak prematürelk geçici bir durumdur. Preterm yenidoğanlar gerçekte doğmaları gereken kırk haftalık gestasyon yaşına geldiklerinde, boyut ve gelişimsel açıdan tipik yenidoğanlara oldukça benzerler.Yaşıtlarını gerçek anlamda yakalayabilmeleri ise çoğu bebeklerde bir yaşının sonuna doğru mümkün olabilmektedir.
Dr.Sıtkı Evrenkaya
« Önceki Yazılar — Sonraki yazılar »