|
|
Ortalama 1,5 cm boyunda olan arılar çiçeklerin özsuyunu toplayarak çok deÄŸerli bir besin kaybağı olan bal üretirler. Ayrıca çiçeklerin polenlerini taşıyarak döllenmelerini ve meyve oluÅŸumunu saÄŸlarlar. Ancak bu kadar yararlı olan bu canlıların bazı insanlar üzerinde çok korkutucu hatta ölümcül etkileri olabilir. Arı alerjisi, toplumda sık görülen ve ölümcül sonuçları nedeni ile dikkatleri üzerine çeken alerjik hastalıklardan biridir. Arı alerjisine ait ilk yazılı kayıtlar M.Ö. 2641 yılında Mısır Firavunu Menses’ in yaban arısı tarafından sokulup ölmesine aittir. Ülkemizde yapılan çalışmalara göre arı alerjisi % 2-3 oranında görülmektedir. Dünya üzerinde bir çok arı çeÅŸidi bulunmaktadır. En sık alerji sebebi olan arılar bal arısı (Honey bee), sarı arı (Yellow jacket), ve eÅŸek arıları (Wasp, Hornet)’ dır. Arı alerjisi özellikle arı tarafından birkaç kez sokulan ve genetik olarak yatkın kiÅŸilerde ortaya çıkar. Ülkemizde özellikle arı yetiÅŸtiriciliÄŸinin çok olduÄŸu bölgelerde rastlanmakla birlikte diÄŸer insanlarda da görülebilir. Özellikle piknik yapılan yerlerde arı sokması sık rastlanılan durumlardan biridir. Arı alerjisinin geliÅŸmesi için de kiÅŸinin daha önceden arı tarafından sokulmuÅŸ ve duyarlılanmış olması gerekir. Arı alerjisi varlığı deri testleri ve kan testleri (RAST) ile saptanabilir. Daha önceden arı tarafından sokulup ciddi reaksiyon görülen kiÅŸilere arı alerjisi aşısı uygulamak gereklidir. Bu tür tedaviler mutlaka bir alerjist tarafından uygulanmalıdır. Arı Alerjisi Olanlara Öneriler Yazın pazar alışveriÅŸi yapmayın, bahçede dolaÅŸmayın, Açık yerlerde yemek veya meyva yemeyin, hoÅŸ kokulu meyva suyu, gazoz içmeyin, Piknik yapmayın, Parfüm, deodorant, kolonya sürmeyin, Güzel kokulu sabun, ÅŸampuan kullanmayın, Parlak renkli, çiçekli elbise giymeyin, Çiçek toplamayın, çiçek takmayın, Tatile gittiÄŸinizde etrafta arı kovanı olup olmadığını araÅŸtırın, Yaban arısını kovanı civarında öldürmeyin, bu arıdan salınan kokular diÄŸer arıları üzerinize çeker, Çıplak ayakla yürümeyin, mümkünse dışarıda uzun kollu ve paçalı giyisiler giyin ve kahverengi giyisileri tercih edin, arılar kahverengini sevmez. Bahçe ile uÄŸraÅŸmanız gerekiyorsa ÅŸapka ve eldiven kullanın, Terli olmak bütün böcekler için çekicidir, riskli bölgelerde terli olmamaya özen gösterin, EÅŸek arısı saldırgan, bal arısı sakindir; ancak, sıcak havalarda her ikisi de saldırgan olacağı için bu havalarda dikkatli olun, Sizi bal arısı sokarsa iÄŸnesini büyüteç ve çımbızla almaya çalışın, veya baÅŸka birinden yardım isteyin. Antialerjik ilaçları devamlı yanınızda bulundurun. Daha önceden ÅŸiddetli arı alerjisi geçirmiÅŸ kiÅŸilerin yanında her zaman EpiPen taşıması gereklidir. Epipen kendi kendinize uyluk üst kısmından uygulayabileceÄŸiniz bir enjeksiyondur. Epinerfin içerir. Epinefrin anafilaktik ÅŸokta kullanılan en önemli ilaçtır. Arı sokması halinde; Sokma yerinin üstünden bandaj uygulayın, bu bandajı her 10 dakikada bir 3 dakika kadar gevÅŸetin, Sokma yerine soÄŸuk uygulayın, Anti alerjik ilaçları uygulayın, Elinizde adrenalin veya EpiPen varsa kullanın, EN KISA ZAMANDA DOKTORA ULAÅžIN Tedavi Tedavide temel, mutlaka arı tarafından sokulma riskini azaltmaktır. Bunun için yukarıdaki önerileri dikkatle uygulayınız. Bunun dışında antialerjik ilaçlar, kortizon ve adrenalin gerektiÄŸi durumlarda kullanılır. Arı alerjisinde en önemli tedavi aşı tedavisidir. Arı alerjisine karşı uygulanan aşı tedavisi 2-3 yıl kadar sürmekle birlikte % 100 baÅŸarılıdır. Uzm.Dr.Cengiz Kırmaz tarafından hazırlanmıştır.
Allerjik rinit (saman nezlesi), toplumda sık görülen allerjik hastalıkların en önemlilerinden biridir. Özellikle allerjik olan anne ve/veya babaların çocuklarında görülme sıklığı daha fazla olan bu hastalık; endüstriyel geliÅŸmiÅŸ ülkelerde, çevre kirliliÄŸi gibi faktörlerin artması ile giderek artmaktadır. Hastalığın baÅŸlama yaşı genellikle küçük yaÅŸlarda olmakla birlikte, ileri yaÅŸlarda da baÅŸlayabilir. Hastalık genllikle allerjik konjonktivit (göz nezlesi), allerjik sinüzit veya astımla birliktelik gösterebilir. Allerjik rinit hayatı tehdit etme özelliÄŸi olmayan ancak hastanın konforunu belirgin ÅŸekilde bozan bir hastalıktır. Bu hastalıkta özellikle hastalar belirli bir allerjen ya da allerjenlerle karşılaÅŸtığı zaman ÅŸikayetler ortaya çıkar. Hastanın ÅŸikayetlerinin orrtaya çıkabilmesi için hastanın en azından sorumlu allerjenle daha önceden bir kez karşılaÅŸmış ve ona duyarlı hale gelmiÅŸ olması gereklidir. Allerjik rinit genel anlamda 3 ayrı kategoride incelenebilir: 1. Yıl boyu süren allerjik rinit, 2. Mevsimsel allerjik rinit, 3. Yıl boyu süren ancak, mevsimsel artışlar gösteren allerjik rinit. Bu hastalıklarda allerjiyi ortaya çıkaran allerjenler hastalığın görülme zamanını belirler. ÖrneÄŸin yıl boyu allerjik rinit genel anlamda mite (ev tozu akarı)’ lara baÄŸlıdır; mevsimsel allerjik rinit ise genel anlamda polen (aÄŸaç, ot, yabani ot, hububat poleni)’ lere baÄŸlıdır. Yıl boyu süren mevsimsel artışlı allerjik rinitlerde ise sorumlu allerjen hem mite’lar hem de polenlerdir. Yıl boyu allerjik rinit bazen ev içerisinde yaÅŸayan hayvanlara (kedi, köpek, kuÅŸ gibi), bazen yıl boyu polenizasyon yapan bitki polenlerine (parietaria= yağışkan duvar otu), bezan de hamam böceÄŸi çıkartılarına baÄŸlı olabilr. Allerjik rinitte bulguların ortaya çıkabilmesi için allerjenle kontağın olması gerekir demiÅŸtik; bu anlamda özellikle ev tozu akarı ile her zaman karşılaÅŸmak mümkündür. Özellikle ev içi ortamda geçirilen akÅŸam ve gece uyku saatleri allerjenle en çok kontakt edilen saatlerdir. Böyle olunca hastalara özellikle sabahları uykudan kalktıklarında allerjik rinit bulguları gösterirler. Oysa polen allerjisi olan hastalar o bitkinin polenizasyon yaptığı mevsimde bulgu verirler. Bulgular: Allerjik rinitli hastalarda allerjenle karşılaÅŸtıktan sonra dakikalar içerisinde hapÅŸurma, burunda kaşınma, burun akması ve/veya burun tıkanıklığı olur. Bu kiÅŸilerde devamlı bir burun çekme, burun kaşıma nedeni ile özel mimikler geliÅŸir (ÅŸekil-1). Yine bu kiÅŸiler çocukluklarından beri burunlarını avuç içleri ile yukarı doÄŸru sildiklerinden dolayı bu harekete allerji selamı, burun üstünde oluÅŸan yatay çizgiye de allerji çizgisi denilir (ÅŸekil-2). Hastalarda özel bir yüz görünümü dahi oluÅŸabilir (ÅŸekil-3). Bu hastalarda genelde allerjik konjonktivit (göz nezlesi) te eÅŸlik ettiÄŸi için gözlerde yanma, batma, kaşınma, sulanma gibi bulgular da görülebilir. Yine bu hastalarda eÄŸer allerjik sinüzit varsa, geniz akması, baÅŸ aÄŸrısı, gece gelen öksürük nöbetleri olabilir. Astımın da birlikte görüldüğü hastalarda, nefes darlığı, hırıltlı solunum, göğüste sıkışma hissi, öksürük gibi bulgular olabilir. Özellikle allerjik rinitli hastalarda antiallerjik (antihistaminik) ilaç aldıktan sonra bulgularda belirgin gerileme olur. Hastalığın tanısı: Allerjik rinitli hastalar uzun süre grip zannedilip yanlış tedaviler uygulanabilir. EÄŸer ailesinde allerjik hastalık hikayesi olan bir kiÅŸi ise allerjik rinit, hasta ve hekimin aklına daha erkenden gelir. Hastalarda allerjik rinit düşündükten sonra, öncelikle burun içi mukoza muayenesi yapılır. Burun içi mukozası ödemli, ÅŸiÅŸ ve soluktur. Bu özelliÄŸi ile gripten ayrılır. Bu hastaların kan testlerinde total IgE yüksektir. Ayrıca kanlarındaki eozinofil sayısı artmıştır. Yine kan testinde allerjene spesifik IgE saptanabilir (RAST gibi metodlarla). Bu hastalarda tanıyı desteklemek ve sorumlu allerjeni saptamak için için cilt testleri uygulanır. Cilt testleri içerisinde özgüllüğü ve duyarlılığı en yüksek olan test ön kol iç yüzüne ya da sırta uygulanabilen prick (delme) testtidir (ÅŸekil-4). Bu testte genellikle ön kol iç yüzüne bir damla allerjen eksteresi damlatılır ve üzerinden deride ince bir iÄŸne ucu ya da özel prick test ucu ile küçük bir delik açılır. Delik derinin sadece üst tabakasını kapsar. 15 dakika sonra ciltte oluÅŸan kızarıklık ve kabarıklık ölçülür ve kayıt edilir. Test yaparken pozitif ve negatif kontrol mutlaka uygunlamalıdır. Pozitif kontrol olarak histamin, negatif kontrol olarak serum fizyolojik kullanılır. Pozitif kontrol optimum bir deÄŸerlendirme için mutlaka en az 3 mm kabarıklık göstermelidir. DiÄŸer test sonuçları bu deÄŸere göre deÄŸerlendirilir. Negatif kontrol de mutlaka negatif sonuç vermelidir. Prick cilt testinin negatif bulunduÄŸu ama ısrarla allerji düşünülen vakalarda ise cilt içine bir miktar allerjenestersi verilerek yapılan intra dermal test pozitif sonuç verebilir. Fakat bu test hem prtik deÄŸil, hem de bazen sistemik allerjik reaksiyonlara yol açabileceÄŸi ve aynı zamanda özgüllüğünün yeterli olmaması nedeni ile çok seçilen bir test deÄŸildir. Kesin tanı için ise özellikle araÅŸtırma amaçlı çalışmalarda burun basıncını ölçen aletler yardımı ile burun içine allerjen sıktıktan 15 dakika sonra burun basıncı tekrar ölçülür (nazal provakasyon testi). Burun içi basınçta belirli oranda bir artış varsa pozitif olarak kabul edilir. Hastalığın tedavisi: Allerjik rinit için öncelikle, hastanın mutlaka allerjenle kontağını bitirmesi veya bunu minumum düzeye indirmesi gereklidir (korunma yöntemlerini web sayfamızda bulabilirsiniz). Bunun dışında ilaç olarak öncelikle burun içine uygulanacak veya ağızdan uygulanacak antihistaminiklerden fayda saÄŸlanmaya çalışılır. Hastaların önemli bir kısmında bu ilaçlardan fayda elde edilir. Hekimin uygun gördüğü durumlarda burun içine uygulanan kortizonlu spreylerden de belirgin yarar saÄŸlanır. Bu tür kortizon preparatlarının yan etkisi yok denecek kadar azdır. İlaçlardan fayda görmeyen, yeteri derecede fayda saÄŸlanamayan hastalarda allerjen immünoterapi (aşı) tedavisi Dünya SaÄŸlık Örgütü (WHO)’ nün onayladığı bir tedavidir. EtkinliÄŸi kesin kanıtlanmış olan bu tedavi yönteminde bu günkü standartlarda yüksek kalitede allerjenler kullanılmaktadır. Yapılan çalışmalar gösteriyor ki bu tedavi yaklaşık % 85 dolayında fayda saÄŸlıyor. Ancak bu tedavinin özellikle doz artımı döneminde daha da iyisi tedavi boyunca bir allerjist tarafından yapılması ve takip edilmesi uygun olur. Tedavi hastanın verdiÄŸi klinik ve laboratuvar sonuçlarına göre 3 veya 5 yıl kadar sürer. Öncelikle birkaç ay süren ve aşının her hafta yapıldığı bir doz artımı rejimi uygulanır. Bu program sonucunda optimum doza (sabit doza) ulaşılınca aşılar önce 15 günde bir daha sonra ayda bir uygulanmaya baÅŸlanır. Tedavi süresince yılda bir kez cilt testlerini tekrarlamak hastanın takibi açısından uygun olur. Uygulanan bu allerjen immünoterapi programının allerjik astımdan korumada da belirgin ÅŸekilde etkin olduÄŸu kanıtlanmıştır. Uzm. Dr. Cengiz KIRMAZ
Allerjik nezle, hapşırma, burunda tıkanıklık, kızarıklık, kaşıntı ve akıntı ile seyreden ve toplumda sık görülen bir hastalıktır. Allerjik nezle mevsimsel bir seyir izleyebilir ya da belirtiler yıl boyunca hiç azalmadan devam edebilir. Mevsimsel seyir izleyen tip daha sıktır, ilkbahar ve sonbaharda çeşitli polenlerin ortaya çıkması ile belirtilerde artış gözlenir. Yıl boyunca süren allerjik nezleye ise sebep olarak ev tozu gibi sürekli ortamda bulunabilen allerjenler gösterilmektedir. Allerjik nezlenin tedavisi için temel amaç allerjiye neden olan uyaranın ortamdan uzaklaştırılmasıdır. Polenlerden korunmak için bahar aylarında pencereleri kapalı tutmak ve hava filtresi kullanmak düşünülebilir. Sabah erken saatlerde, kuru ve sıcak havalarda dışarıya çıkmamak polenlerden kaçınmak için çözüm olabilir. Tatil zamanlarını bahar aylarının dışında planlamak da faydalı bir önlem olabilir. Evcil hayvanların tüy, salya, dışkı ve idrarları ile temas etmemeye özen göstermek gerekir. Ev ve işyerinde küf oluşmaması için gerekli önlemler alınmalıdır. Akarlar ev tozu üzerinde yaşarlar ve dışkıları ile allerjik nezleye neden olurlar. Akarları ortamdan uzaklaştırmak için düzenli olarak elektrik süpürgesi ile temizlik yapmak ve yatak takımları ile perdeleri sıcak suyla yıkamak yerinde olacaktır.TedaviAllerjik nezle tedavisi için kullanılan birkaç çeşit ilaç vardır; Antihistaminikler Sıkça başvurulan ilaçlardır. Histaminin etkisini bloke ederek allerjik nezle belirtilerini önlemeye yönelik bir yaklaşımdır. Fakat histamin salınımı allerjik nezleye yol açan mekanizmalardan sadece bir tanesidir. Antihistaminikler muhtemelen burun akıntısını iyileştirecektir ancak tıkanıklık konusunda fazla bir şey yapamayacaktır. Antihistaminikler yan etki olarak en sık sersemlik hissine yol açarlar. Dekonjestan İlaçlar burundaki damarları daraltarak rahatlama sağlamayı hedefler. Bu ilaçlar bazı kişilerde sıkıntı hissi ve uykusuzluğa neden olabilir. Dekonjestan ilaçlar fazla kullanılırsa allerjik nezle belirtilerini daha da kötüleştirebilirler; Örneğin burun tıkanıklığı daha da artabilir. Buruna Uygulanan Anti-Enflamatuar İlaçlar Bugün allerjik tedavi için etkin tedavi imkanı sunan ilaçlar olarak görülmektedir. Doğrudan buruna uygulanan Flutikazon propiyonat burun bölgesinde anti enflamatuar etki göstererek tedavi sağlar. Allerjik nezle belirtilerinin temelinde yatan ana neden burundaki enflamasyon olduğu için, bu anti enflamatuar etki burundaki kaşıntı, akıntı, tıkanıklık ve hapşırmanın gerilemesini sağlar. Ağızdan alınarak bütün vücuda dağılmış olan antihistaminik ve dekonjestan ilaçlardan farklı olarak Flutikazon propiyonat, sersemlik hissine yol açmaz. Tedavide ilacı sadece ihtiyaç duyulan bölgeye yani buruna uygulamak mümkün olur. Kime Başvurmak Gerekir? Allerjik nezle konusunda hangi tedaviyi almak gerektiğine başvurulan Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı hekim karar verebilecektir.
Vücudun, bazı madde veya hava ÅŸartlarından etkilenmesi yahut psikolojiketkenler sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Önce, alerjiye neden olanetkenleri bulmak gerekir. Alerjinin belirtileri de; ÅŸahsa göre deÄŸiÅŸir.Kiminde kaşıntı, kiminde kurdeÅŸen, kiminde astım görülür. Hasta, eÄŸerbazı maddelerle temasından dolayı alerji oluyorsa, o maddeninuzaklaÅŸtırılması ile mesele kendiliÄŸinden çözümlenmiÅŸ olur. İnsanların, çok sayıda tehdide karşı korunmak üzereyaratılmış çok karmaşık bir savunma sistemi vardır. Bu tehditler arasında mikroorganizmalar (örn. bakteriler, virüsler ve parazitler), kimyasal maddeler ve hatta kanser yer alır. Bu savunma sistemi ya da tıbbi adıyla bağışıklık sistemi, karmaşık bir biçimde birlikte görev yapan farklı tipte ve çok sayıda hücrelerden ve özel proteinlerden oluÅŸur ve kendi hücrelerimizi (öz) zararlı hücrelerden (yabancı) ayırt edebilmemizi ve dolayısıyla anormal ya da saldırgan hücreleri yok etmemizi saÄŸlar. Bununla birlikte, bazen bağışıklık sistemi zararsız maddelere karşı da tepki gösterir ve sonuçta oluÅŸan alerjik reaksiyon çevre dokulara zarar verir. Alerjik reaksiyon, bağışıklık sisteminin normalde zararsız olan maddelere aşırı tepki vermesidir ki, bunun sonucunda rahatsızlık oluÅŸturan ya da yaÅŸamı bile tehdit eden etkiler görülebilir. “Alerji” terimi bazen herhangi bir hastalığı tanımlamak için kullanılır. Bu terim, bu kitapta çok daha kesin olarak, bağışıklık sisteminin normalde zararsız olan bir maddeye karşı artmış ya da abartılı yanıtı anlamında kullanılacaktır. Bağışıklık sisteminin farklı öğeleri arasında lökositler (akyuvarlar), dalak, lenf düğümleri, timus bezi ile solunum yolu ve barsakların iç yüzeyini kaplayan tabakada yer alan çok sayıda küçük bez yer alır. Çok sayıda farklı hücre tipi arasında lenfositler, nötrofiller, eozinofiller, mast hücreleri ve makrofajlar vardır. Bunların hepsi de lökositlerce üretilen protein yapısındaki haberciler (hormonlar) tarafından kontrol edilir. Bağışıklık sisteminin baÅŸlıca amacı bizi, zaman zaman öldürücü de olabilen mikroorganizmalara karşı korumaktır. Bunlardan biri, örneÄŸin kızamık virüsü ya da stafilokok bakterisi vücuda ilk defa saldırdığında, yüzeylerindeki bazı protein molekülleri (antijen) nedeniyle lenf düğümleri, akciÄŸerler ya da kalın barsaktaki hücreler bunları yabancı olarak belirler ve lenfositlerin dikkatine sunar. Lenfositlerin bir türü (T lenfositi), antikor adı verilen ve belli bir hedefe kilitlenen proteinleri üretmesi için diÄŸer hücreleri (B lenfositi) uyaran protein yapısındaki habercileri üretir. Bu antikorlar vücuda giren saldırgan hücrelerin üzerindeki antijenlere uygun olmak ve baÄŸlanmak üzere özel olarak üretilir. Hedefe vardıklarında, saldırgan hücreye giren ve onu öldüren katil hücrelere sinyal gönderirler. Farklı bir antijenle her karşılaşıldığında özel olarak buna karşı antikorlar üretilir ve vücut bunların milyonlarca farklı çeÅŸidini üretebilir. Bir antijeni tanımaya ve ona karşı ilk antikoru üretmeye duyarlılaÅŸtırma (sensitizasyon) adı verilir. Vücut yanıtının tam gücüne eriÅŸmesi birkaç gün alabilir. Bununla birlikte, bağışıklık sisteminiz hayatınızın sonuna dek zararlı mikroorganizmaları hatırlayabilir ve aynı organizmanın tekrar saldırması durumunda onu hemen tanır. Vücudun diÄŸer organlarının hiçbirinde (beyin hariç) bellekte tutma özelliÄŸi bulunmaz. Aynı mikroorganizmanın tekrar saldırması durumunda, antijenleri tanınır tanınmaz, T lenfositleri, saldırgana karşı özgül belleÄŸi olan B lenfositi grubuna kimyasal mesajlar gönderir; mesajı alan bu hücreler hızla çoÄŸalarak zararlı hücreleri öldürmeye yardım eden çok miktarda antikor üretir. DiÄŸer lökositler (akyuvarlar) de, ilgili bölgeye kan akışını artıran ve kan damarlarını daha geçirgen hale getiren histamin ve lökotrienler gibi kimyasal maddeler üretir. Bu da, saldırgan hücreleri yiyerek yok edebilen makrofajlar gibi diÄŸer lökosit tiplerinin söz konusu bölgeye kolayca ulaÅŸmasına olanak verir. Bu süreçle ilgili kanıtı, ciltteki bir yara enfekte olduÄŸunda gözleyebiliriz. Bölge, artan kan akışı nedeniyle kızarır, ÅŸiÅŸer ve bağışıklık yanıtı sürecinde üretilen bazı kimyasal maddelere baÄŸlı olarak sıcak ve aÄŸrılı hale gelir. İşte, bu sürece enflamasyon adı verilir. Sizde alerji geliÅŸmesinin nedeni, bağışıklık sisteminizin virüs, bakteri ve parazitlere ait antijenlere karşı mükemmel iÅŸ görmesine karşın, tamamen zararsız olan baÅŸka antijenlere karşı da tepki vermesidir. Bu antijenler alerjenler olarak bilinir. Alerjenler, bağışıklık siste miniz tarafından yanlışlıkla tehlikeli olarak görülür ve onlara karşı bağışıklık yanıtı oluÅŸturulur. Bu yanıta alerjik reaksiyon denir ve sizde de alerji geliÅŸir. Alerjinin geliÅŸmesinde iki evre vardır. Bunlardan ilkine duyarlılaÅŸtırma denir. Bu süreç bağışıklık sisteminin herhangi bir alerjenle karşılaÅŸması ve zararsız olmasına raÄŸmen ona karşı antikorlar üretmesi sürecidir. Bu antikorlar bizi solucan, yassı solucan, amip gibi parazitlere karşı koruyanlarla aynı türdendir ve immün globülin E ya da kısaca IgE olarak bilinir (immün globülin, antikora verilen bir diÄŸer isimdir). Parazitler, virüs ve bakterilerden çok daha büyüktür ve vücudun onlardan kurtulabilmek için alternatif yollar bulması gerekmiÅŸtir. IgE, mast hücrelerine ve bazofillere baÄŸlanabilme özelliÄŸiyle diÄŸer antikor türlerinden ayrılır. Bu akyuvarlar (lökositler), parazitleri öldürebilecek güçte olan ve bir alerjenin hücre yüzeyindeki IgE’ye baÄŸlanması durumunda salıverilen binlerce toksik granül içerir. DuyarlılaÅŸtırma sonrasında bağışıklık sistemi alerjeni hatırlar ve yeniden karşılaÅŸtığında onu tanır. DuyarlılaÅŸtırma süreci herhangi bir semptoma yol açmadığından siz neler olup bittiÄŸini fark etmezsiniz. Vücudunuz bir antijenle ilk karşılaÅŸtığında her zaman duyarlı hale gelmez; alerji geliÅŸmeden önce yıllarca bir maddeye karşı tepkisiz kalabilir. Bir kez duyarlılaşınca, bu alerjenin çok az bir miktarı bile alerjik reaksiyona yol açabilir. Alerjen, mast hücrelerinin ve bazofillerin yüzeyindeki IgE’ye baÄŸlanır ve toksik granüller salıverilir. Bunlar histamin gibi tahriÅŸ edici güçlü kimyasal maddeler ve bir dizi farklı enzimler içerir. Reaksiyon, parazitlerin yol açtığı bir enfeksiyonun sonucuysa, bu kimyasal maddeler vücuda giren mikroorganizmaları öldürmeye ve sindirmeye yardım eder. Ancak, bağışıklık sistemi polen gibi zararsız bir alerjene karşı harekete geçerse, bu maddeler yararlı bir amaca hizmet etmez, tersine dokulara kan akışının, kılcal damarlardan sızıntının ve lokal tahriÅŸin artmasına yol açar. Bunun sonucunda, etkilenen bölgede sıcaklık, kızarıklık, kaşıntı, ÅŸiÅŸlik ve su kıvamında aşırı salgı üretimi oluÅŸur. Ek olarak, akciÄŸerlerdeki hava yolu kasları ve barsak kaslarının kasılması sonucu hışıltılı solunum, nefes darlığı, kramp tarzı karın aÄŸrısı ve ishal ortaya çıkar. Bu, alerjiyle iliÅŸkilendirdiÄŸimiz belirtilerin görüldüğü süreçtir. Bir kez alerji geliÅŸince, vücudunuz bu alerjenle her karşılaÅŸtığında, alerjen miktarı çok küçük olsa bile, alerjik bir reaksiyon oluÅŸacaktır. Ancak reaksiyon, her seferinde tam olarak aynı olmak zorunda deÄŸildir. Alerjik reaksiyonun tipini ve yaygınlığını bir kaç ÅŸey etkileyebilir. Bunlar arasında reaksiyona girenalerjen miktarı, vücudunuzun neresinin alerjenle temas ettiÄŸi, alerjik reaksiyonunuzu güçlendiren baÅŸka unsurların varlığı (örn. yüksek miktarda hava kirliliÄŸi) ve hatta o anki saÄŸlık durumunuz yer alır. YaÅŸlandıkça, alerjiler güçlenebilir ya da zayıflayabilir.KİMLERDE ALERJİ GELİŞİR?Bazı kiÅŸilerde alerji geliÅŸirken diÄŸerlerinde geliÅŸmemesinin nedenini bilmesek de alerjilerin ailesel bir temeli olduÄŸu kesindir. Bu kalıtımsal alerji eÄŸilimine atopi adı verilir. Atopi, alerjik bir hastalık geliÅŸmesine yönelik kalıtsal bir yatkınlığın olmasıdır. Yakın gelecekte atopiden sorumlu genlerin (gen, DNA’dan oluÅŸan genetik kodumuzun küçük bir kısmıdır) belirlenmesi olasıdır. Atopik kiÅŸiler, çevrelerinde alerjen olarak etki gösterebilen maddelere temas ettiklerinde aşırı miktarda alerji antikoru (IgE) üretebilirler. Atopi kalıtımsal olmakla birlikte, çevresel faktörler de alerjik bozuklukların geliÅŸmesinde rol oynar. Bir aileden tüm fertlerin, hatta tek yumurta ikizi olan kardeÅŸlerin ikisinin birden aynı ölçüde etkilenmemesinin nedeni budur. YaÅŸamın erken evrelerinde, hatta muhtemelen gebelik döneminde de bazı faktörler, anne babanızdan size geçen alerji genlerinin ‘dozuyla’ el ele vererek alerji geliÅŸip geliÅŸmeyeceÄŸinin belirlenmesinde rol oynar. YaÅŸamın erken evresinde görülen bu faktörler arasında alerjenle ilk temas etme zamanı ve bu temasın büyüklüğü yer alır; ne denli atopik olursanız olun herhangi bir alerjenle hiç temas etmediyseniz sizde alerji geliÅŸmez. Çocukluk çağının erken evrelerinde geçirilen viral enfeksiyon sayısının da bir etkisi olabilir. Bu enfeksiyonların alerjiye karşı koruyucu bir etkisi varmış gibi görünmektedir. Gebelik sırasında ve yaÅŸamın erken evrelerinde sigara dumanına aşırı maruz kalma, kiÅŸinin atopik olma riskini artırır. O halde, sigara içen, evde kedi besleyen, atopik annebabadan doÄŸan, doÄŸumu polen mevsimine denk gelen, yaÅŸamının ilk aylarını iyi izole edilmiÅŸ çift camlı bir evde geçiren ve yaÅŸamının erken evrelerinde çok miktarda alerjik gıda içeren bir beslenme rejimi uygulanan bebeklerde alerji geliÅŸme riski oldukça artar. Kaynakhttp://www.thehealthnews.org/Alerji/
« Önceki Yazılar