|
|
Çocukluk döneminde baÅŸlayan, tekrar eden (mükerrer) ataklarla giden allerjik bir hastalık. Mevsimlik veya her zaman olmak üzere iki tipi vardır. Çiçek tozları, otlar, çimen ve küfler, mevsimlik; ev tozları ve yün ise parennial saman nezlesine sebep olur. Genellikle hastalar allerjik bünyelidir ve âilelerinde baÅŸka allerjik hastalık bulunur. Hastalarda bol sulu burun akıntısı, hapşırma, burunda kaşıntı, her iki gözde sulanma, kaşıntı ve yanma vardır. Gözler ÅŸiÅŸ ve kızarık, burun mukozası soluk mâvimsi renktedir. Hastaların burun salgısı ve kanlarında akyuvarların eozinofil grubu artmıştır. Saman nezlesi yapan âmilin (allerjinin) ne olduÄŸu ise deri testleriyle tespit edilir. Hastalığın etkili tedâvisi yoktur. Hiposensitizasyon (duyarlılık azaltma) bâzan faydalıdır. Allerjen, ilgili mevsimden 2-3 ay önce baÅŸlayarak gitgide artan dozda hastaya şırınga edilir. Böylece allerjene karşı bağışıklık kazanmış olur. Antihistaminler, efedrin ve fenil propanolamin faydalıdır. Sinirli ve gergin hastalara sâkinleÅŸtirici (müsekkin) verilir. Bunlarla kontrol edilemeyen vak’alarda belirtiler devâm ettiÄŸi sürece kortikosteroitler ağızdan veya teneffüs spreyleri hâlinde kullanılır. Şüphesiz en iyisi allerjenden uzak durmaktır. O mevsimde allerjeni geçirmeyen maskeler kullanılabilir. Allerjen, ev tozu veya yün ise, tozsuz, yünsüz oda hazırlanmalıdır. Bütün örtü ve eÅŸyâlar, antijenik olmayan maddelerden olmalıdır. Oda süpürülmemeli, sık sık ıslak bezle silinmelidir. Battaniye ve yataklar pamuk veya mümkünse tamâmen toz geçirmiyecek ÅŸekilde kılıflı olmalıdır. Sun’î boyalı gıdalar, meÅŸrubatlar, boyalı sakız, dondurma, kuruyemiÅŸ fazla yenmemelidir. Hastalıkta bütün tedbirlere raÄŸmen hiçbir zaman tam bir iyileÅŸme olmaz. Allerjenle karşılaÅŸtırıldığı zaman yeniden atak olur. TANIM: Saman nezlesi tanımı yanlış isimlendirilmektedir. Çünkü saman bu olaya neden olmaz. Hastalık; akan / kaşınan burun ve göz, hapşırma, boÄŸaz kaşıntısı ve burun, boÄŸazda çok miktarda akıntıdan oluÅŸmaktadır. Havayla solunan parçaçıklara karşı geliÅŸen allerji buna neden olmaktadır. Yaz gribi ise bilinen grip (Virüs enfeksiyonları) den farklıdır, gribin aksine saman nezlesi gibi havadaki parçaçıklara karşı geliÅŸen bir alerjidir. Saman nezlesi ve yaz gribi tıp dilinde allerjik rinit olarak bilinen durum için kullanılan yaygın isimlerdir. (Rinit, burun iltihabıdır.) Her yıl çok sayıda insan allerjik rinite yakalanmaktadır. Bazıları çok hafif atlatırken bazıları için çok ağır geçmekte, iÅŸlerini engellemekte ve yaÅŸam kalitesini bozmaktadır. ALLERJİNİN NEDENİ NEDİR? Bir bitki veya hayvana ait bir parçaçık vücüda girerse (gözü kaplayan zardan, burun veya boÄŸazdan) bu istilayı önlemek amacıyla bağışıklık sistemine ait bir yanıt geliÅŸir. Normal ÅŸartlar altında bu yararlı, doÄŸal bir korunmadır. Bununla birlikte bazı kiÅŸiler bir takım maddelere karşı aşırı reaksiyon göstermektedir. Bu maddelere allerjen, kiÅŸilere ise allerjik denilmektedir. Bu olay ailevi olarak görülme eÄŸilimi göstermektedir. Allerjenler vücudu antikor yapmak üzere uyarırlar. Bunlar daha sonra allerjenlerle birleÅŸerek, vücudda bu ÅŸekilde istenmeyen etkilere yol açan bazı kimyasal maddelerin salgılamasına neden olurlar. Histamin bunlar içinde en iyi bilinen kimyasal maddedir. Bu madde burun zarlarının ÅŸiÅŸmesine, kaşıntıya, tahriÅŸe ve aşırı miktarda sümük oluÅŸmasına neden olur. HANGİ ALLERJENLER RİNİT YAPAR? Havada taşınabilecek kadar küçük ve hafif olan hayvan ve bitki proteinleri gözümüz burnumuz ve boÄŸazımızdaki zarlar üzerinde birikirler. Polenler, mantar sporları, hayvan tüyleri ve ev tozu bu parçaçıkların en sık rastlananlarındandır. HANGİ POLENLER SORUN OLUR? İlkbaharın erken dönemlerinde saman nezlesine polenler yada çevrede sıklıkla rastlanan aÄŸaçlar neden olmaktadır. İlkbaharın geç dönemlerinde ise polenler çayırlardan kaynaklanmaktadır. Renkli süs bitkileri nadir olarak allerjiye neden olmaktadır. Çünkü onların polenleri havayla taşınamayacak kadar ağırdır. Bu bitkilerin polenleri bir yerden bir yere böcekler tarafından taşınmaktadır. (arılar, kelebekler) Bazı bitkiler ise AÄŸustosun sonunda polen vermeye baÅŸlarlar. Bu eylül ayı boyunca devam eder. Kimi zaman ekim ayına kadar veya ilk soÄŸuklara kadar polen verdiÄŸi olur. MANTAR NEDİR? Mantarlar ekmeÄŸi küflendiren, meyvaların bozulmasına neden olan küflerdir. Aynı zamanda kuru yapraklarda, çayırlarda, samanda, tohumlarda diÄŸer bitki ve toprakta da bulunurlar. SoÄŸuÄŸa dirençli oldukları için allerji sorunu uzundur ve karın toprağı kapattığı dönemler dışında tüm bir yıl sporları havada bulunur. Ev içinde mantarlar ev bitkilerinde ve onların saksı toprağında yaÅŸar. Bodrum katları ve çamaşır odaları gibi nemli yerlerin yanı sıra peynirde ve mayalanmış içkilerde de bulunurlar. TÜM YIL BOYUNCA SAMAN NEZLESİ NASIL DEĞİŞİR? Allerjenler hayvan artıkları (kediler, köpekler, atlar, yün) kozmetik malzemeler, mantarlar, yiyecekler ve ev tozlarıda dahil olmak üzere bütün yıl boyunca bulunurlar. Ev tozu, mobilyalardan dökülen selülozdan, mantardan, ev hayvanlarında dökülen artıklardan ve böcek parçalarından oluÅŸan karmaşık bir yapıdır. Allerji kışın sıcak hava sistemlerinin açılmasıyla ev tozunun etkisi altında artmaktadır. ALLERJİ ZARARLI OLABİLİR Mİ? Allerjik kiÅŸilerin soÄŸuk algınlığına, sinüs enfeksiyonu ve kulak enfeksiyonlarına olan hassasiyetleri artmıştır. Bu hastalık onları allerjisi olmayan insanlardan daha fazla rahatsız edebilir. Hatta bazen daha ağır olarak bu kiÅŸilerde astım geliÅŸebilir. SİZ NE YAPABİLİRSİNİZ? İdeal olarak allerjinizin oluÅŸtuÄŸu yerden uzakta yaÅŸamayı seçebilirsiniz. ÖrneÄŸin sadece deniz havası teneffüs edebileceÄŸiniz bir yerde veya hiçbir ÅŸeyin yaÅŸamayacağı kadar kuru bir iklimde yaÅŸamanıza devam edebilirsiniz. Ne yazık ki bu ideal uygulama nadiren yapılabilir. Ancak aÅŸağıda sıralanan kendi kendinize yardım önerileri denemeye deÄŸerdir. 1. Çimleri keserken veya ev temizliÄŸi yaparken polen maskesi takın. (birçok eczaneden temin edilebilir) 2. Isıtma ve havalandırma sistemlerindeki filtreleri aylık olarak deÄŸiÅŸtirin yada bir hava temizleme aygıtı kullanmaya baÅŸlayın. 3. Polenlerin çok yoÄŸun olduÄŸu dönemlerde kapıları ve pencereleri kapalı tutun. 4. Evde bulunan bitki ve hayvanlardan uzak durun. 5. KuÅŸ tüyü yastıkları, yün battaniye ve yün örtüleri pamuk veya sentetik maddeden yapılmış olanlarla deÄŸiÅŸtirin. 6. Gerekli olduÄŸunda yeterince antihistaminik ve dekonjestan kullanın. 7. Yatağınızın baÅŸ tarafı yukarı kaldırılmış bir ÅŸekilde uyuyun. Bunun için yatağınızın baÅŸ tarafındaki ayakların altına birer tuÄŸla koyabilirsiniz. 8. Genel saÄŸlık kurallarına uyun. Hergün egzerzis yapın. Sigarayı bırakın ve diÄŸer hava kirliliÄŸine neden olan ÅŸeylerden uzak durun. Dengeli beslenin karbonhitratları aza indirin. Dietinizi vitaminler ve özelliklede C vitaminiyle destekleyin. 9. Doktorunuzun tavsiyelerine uyun 10. Kış aylarında iyi bir nemlendirici kullanın. Çünkü kuru ev içi havası birçok allerjik kiÅŸinin kötüleÅŸmesine neden olmaktadır. Ancak nemlendiricide mantar üreme ÅŸansına da dikkat edin. DOKTORUNUZ SİZİN İÇİN NE YAPABİLİR? Kulak Burun BoÄŸaz uzmanınız tam bir kulak, burun, boÄŸaz, baÅŸ ve boyun muayenesi yapacaktır. Dikkatli bir deÄŸerlendirme sonucunda doktorunuz ÅŸikayetlerinize herhangi bir enfeksiyonun yada yapısal bir bozukluÄŸun yol açıp açmadığına ve bunlara yönelik uygun tedaviye karar verecektir. Allerji tedavisinde bir çok ilaçtan yararlanılmaktadır ve dokturunuz bunlar arasından size en uygun olanını seçecektir. Bunlar arasında antihistaminikler, dekonjestanlar, kromolin ve kortizonlu ilaçlar vardır. Şüphelenilen bir allerjinin medikal tedavisi aynı zamanda çevre kontrolü danışmalığınıda kapsamaktadır. Sonuç olarak detaylı bir hikaye ve iyi bir muayeneden sonra doktorunuz hangi maddeye karşı allerjiniz olduÄŸunu tespit etmek için testler önerebilir. Solunum havasındaki allerjenlerin tek tedavisi spesifik olarak o allerjene karşı antikor oluÅŸturacak enjeksiyonlar yapmaktır. Bundan önce hassasiyetinizin gerçek nedeni bulunmalıdır. Allerji araÅŸtırmaları ya kan tahlili yada deri testi ÅŸeklindedir. Modern testler sadece hangi maddeye karşı allerjiniz olduÄŸu deÄŸil bu allerjinin düzeyi de ortaya çıkmaktadır. Bu, eÄŸer enjeksiyon gerekiyorsa baÅŸlanabilecek en yüksek dozla baÅŸlayarak tedaviye cevabı en kısa zamanda almamızı saÄŸlar.
Lateks Nedir? Lateks, Hevea brasiliensis isimli kauçuk aÄŸacının sütlü özsuyudur. Bugün için lastik içerikli bir çok üründe bulunmaktadır. Lateks Alerjisi Nedir? Alerjik yapılı kiÅŸilerde oluÅŸan bir reaksiyondur. KiÅŸilerin deri veya mukozaları (özellikle göz, burun, akciÄŸerler, ağız, anüs ve vajen) bu madde ile karşılaÅŸtığında vücutta histamin gibi bazı kimyasallar açığa çıkar ve çeÅŸitli reaksiyonlara neden olur. EÄŸer bir kiÅŸinin latekse karşı alerjisi varsa diÄŸer lastik ürünlerine de alerjisi olur. Çünkü bu ürünlerin çoÄŸu lateks içerir. Lateks Alerjisinde Hangi Tür Reaksiyonlar Görülür? Lateks alerjisi bulguları diÄŸer alerji bulguları gibidir. Hafif vakalarda deriye temas halinde kırmızılık, ÅŸiÅŸlik ve kaşıntı olur. Daha ağır vakalarda deride çatlamalar oluÅŸur. Ayrıca temas halinde temas yerinde ve/veya tüm vücutta kurdeÅŸen oluÅŸabilir. Lateksin mukozaya kontağı ile daha ciddi reaksiyonlar oluÅŸabilir. Bu daha çok havayollarına temas ile oluÅŸur. Lateksin hava yolları ile teması genellikle cerrahi eldivenlerdeki pudraya yapışmış lateks parçacıklarının solunması ile olur. Hafif bulgular olarak gözlerde kızarık, kaşıntı ve sulanma, hapşırma, burun akması olur. Daha ağır bulgular olarak, göğüste sıkışma ve nefes almada zorlukla kendini gösteren astım oluÅŸur. Lakteksten yapılmış balonların ÅŸiÅŸirilmesi ya da patlaması da yüzde ciddi ÅŸiÅŸmelere neden olabilir. Lateksten yapılan kondomlar (prezervatif) da duyarlı erkek ve kadınlarda kaşınma ve ÅŸiÅŸlik gibi benzer bulgulara neden olabilir. Çok daha ciddi olan ve hayatı tehdit eden reaksiyon “anafilaksi” olarak adlandırılır. Bu durumda lateks ile karşılaÅŸan kiÅŸide kan basıncı düşmesi, nefes darlığı geliÅŸir. Bu tür reaksiyonlar kadın doÄŸum muayeneleri, doÄŸum, ameliyat, veya diÅŸ operasyonları esnasında olabilir. Latekse Karşı Alerjiksem Nasıl Anlarım? Lateks alerjisi sıklıkla ÅŸu iki tip kiÅŸide oluÅŸur: 1. Ailesinde alerji hikayesi olan kiÅŸiler, 2. Lateks ile sık teması olan kiÅŸiler. Lateks ile sık karşılaÅŸan kiÅŸiler ÅŸunlardır: Sipina bifida veya idrar yolları anormalliÄŸi olan çocuklar, çok fazla cerrahi operasyon geçiren eriÅŸkinler, Lastik endüstrisinde çalışan kiÅŸiler, saÄŸlık çalışanları. Bunun dışında egzeması olanlar, muz, kestane, avokado yediÄŸinde ağızında kaşıntı olanlar, daha önce sebebi bilinmeyen anafilaksi geçiren kiÅŸilerde de lateks alerjisi riski vardır. EÄŸer sizde bu risk faktörleri varsa ve/veya lateks ürünleri kullandığınızda alerjik reaksiyonlarınız oluyorsa latekse karşı alerjiksiniz demektir. Risk Faktörlerini Taşıyorsam ve/veya Lateks Alerjisi Bulgularım Varsa Ne Yapmalıyım? EÄŸer herhangi bir risk faktörü taşıyorsanız veya lateks alerjisi bulgularınız varsa hekiminize baÅŸ vurmalısınız. Lateks deri testi ve/veya RAST testi ile lateks alerjisi varlığı doÄŸrulanmalıdır. Alerji tanısı koymada yalnızca deri testi oldukça yeterlidir. Alerjik KiÅŸilerin Tedavisi: Hafif alerjik bulgular diÄŸer tüm alerjiler gibi tedavi edilirler. Antihistaminikler, kortizonlar ve/veya bronÅŸ geniÅŸleticiler lateks alerjisi için en çok kullanılan ilaçlardır. Åžu anda lateks alerjisini tamamen iyileÅŸtirecek ya da korunma saÄŸlayacak ne bir aşı tedavisi ne de ilaç tedavisi yoktur. Lateks alerjisi olan kiÅŸilerin bu maddeye karşı alerjilerinin olduÄŸunu bilmesi çok önemlidir. EÄŸer bu kiÅŸilerde anafilaktik reaksiyon gibi ağır reaksiyon bulguları varsa hemen acil servise baÅŸ vurmalıdırlar. Lateks alerjisi oluan kiÅŸilere ÅŸunlar önerilebilir: Lateks içeren ürünlerden sakınınız, Alerjiniz olduÄŸunu belirten bir künye ya da bilezik takınız, Tüm hekimlerinize diÅŸ hekiminize lateks alerjiniz olduÄŸunu belirtiniz, Yukarıdaki belirtileri ÅŸiddetli olarak geçirmiÅŸ kiÅŸilerin yanında her zaman EpiPen taşıması gereklidir. Epipen kendi kendinize uyluk üst kısmından uygulayabileceÄŸiniz bir enjeksiyondur. Epinerfin içerir. Epinefrin anafilaktik ÅŸokta kullanılan en önemli ilaçtır. Size yapılacak tıbbi bir giriÅŸimde kullanılmak üzere yanınızda lateks içermeyen bir eldiven bulundurunuz.
Hastalıkların tanı ve tedavileri için ardarda geliÅŸtirilen ilaçlarla birlikte bunlarla oluÅŸan alerjik reaksiyonların da görülme sıklığında artış olmuÅŸtur. İlaçların çoÄŸu kendi başına alerjik etkil olmayıp vücuda girdiÄŸinde bir takım proteinlerle birleÅŸip allerjik etkinlik kazanırlar. Bunun dışında bir çok ilaçta kullanılan boya ve koruyucu maddeler de alerjik reaksiyondan sorumlu olabilir. Aslında sık görülen reaksiyonlar deÄŸildirler. ÖrneÄŸin Amerikada 36 653 hastada yapılan bir araÅŸtırmada % 1.67 oranında ilaç yan etkisi saptanmışken, bunların sadece % 10’ u ilaç alerjisidir. Yine tüm bu hastaların sadece 8 tanesinde alerjik reaksiyon hayatı tehtid edici tarzda bulunmuÅŸ. İlaçlarla OluÅŸan Tüm Reaksiyonlar Alerjik midir? Hayır deÄŸildir. İlaçların alerji dışında, kendi toksik etkileri,kiÅŸilerdeki dayanıksızlık reaksiyonları ve idiyosnekrazi denilen hiç beklenmeyen yan etkiler yapabilirler.Alerji dışındaki diÄŸer reaksiyonlar genelde doza bağımlıdır. Ailesinde alerjik hastalık hikayesi olan kiÅŸiler ilaç alerjisi açısından risk altındadırlar.Ayrıca alerjik reaksiyon bir ilacın ilk alınması ardından ortaya çıkmaz. Genellikle bu ilaç daha önceden alınmış olmalıdır. İlaç Alerjileri Nasıl Bulgular Verirler? İlaç alerjileri anafilaksi denilen ve hayatı tehtid eden tabloların yanı sıra, ateÅŸ, kurdeÅŸen, anjioödem, alerjik dermatit, kan hücrelerinin yıkımı, böbrek iltihabı, damar iltihabı, karaciÄŸer iltihabı ve safra kanallarının tıkanması, romatizmal hastalıklara benzer tablolar, ışık alerjisi gibi durumlara sebep olabilir. Hangi İlaçlar Alerji Yapabilir? En sık antibiyotikler ilaç alerjisine neden olurlar. Antibiyotikler ilaç alerjilerinin % 45’ inden sorumludurlar. Bunun dışında aspirin ve romatizma ilaçları da ilaç alerjisinin önemli nedenleri arasındadır. Bunlarda ilaç alerjilerinin % 17’ sinden sorumludurlar. Bunlardan baÅŸka renkli röntgen filmi çekmek için kullanılan ilaçlar da alerjiden sorumludurlar. DiÅŸ çekimleri ve ameliyatlarda kullanılan uyuÅŸturucu ilaçlar da önemli ilaç alerjisi nedenlerindendir. Tüm bu ilaçlar arasında adı en sık anılan penisilin ve penisilin alerjisidir. ÇeÅŸitli araÅŸtırmalara göre görülme sıklığı deÄŸiÅŸmekle birlikte % 0.7-10 arasında deÄŸiÅŸir. Daha önce de belirtildiÄŸi gibi bir ilaca alerjik reaksiyon oluÅŸması için kiÅŸinin o ilaçla daha önceden de karşılaÅŸmış olması gereklidir. Ancak bazen penisilin üreten küf mantarlarına alerjisi olan insanlarda ve yine penisilin ile tedavi edilmiÅŸ hayvanların sütlerini içen kiÅŸilerde daha önceden penisilin ilacını almadan da alerjik reaksiyon görülebilir. Bunun dışında dondurulmuÅŸ gıda ve alkolsüz içeceklerle de duyarlılanma gösterilmiÅŸtir.Penisilin alerjisinde en sık görülen bulgu kurdeÅŸendir; ancak anafilaksi ölümcül sonuçları nedeni ile daha fazla dikkat çeker. Anestezik madde alerjisi de son dönemlerde dikkatleri üzerinde toplamaktadır. Her 5000-15000 ameliyatta bir ciddi alerjik reaksiyon görülebilir. Bunların bir kısmı anstezik maddelere baÄŸlı iken bir kısmı da latekse baÄŸlıdır. Özellikle küçük ameliyatlar ve diÅŸ giriÅŸimlerinde kullanılan lokal anestezikler de yan etkiler oluÅŸturabilirler; ancak bunların az bir kısmı gerçek ilaç alerjisidir. Bu ilaçlar dışında bir çok ilaç alerjik reaksiyona neden olabilir. ÖrneÄŸin; Gut hastalığında kullanılan allopurinol, antibiyotik sınıfından kinolonlar, sülfa içeren ilaçlar, sara ilaçları, bazı hormonlar (örneÄŸin; insülin). Bu reaksiyonlar dışında bazı ilaçlar yalancı alerjik reaksiyon denen bir duruma neden olabilirler. Bunlar içinde Aspirin ve diÄŸer romatizma ilaçları, radyokontrast maddeler, bazı tansiyon ilaçları(Angiotensin dönüşürücü enzim blokerleri, beta blokerler), morfin,K vitamini, bazı antibiyotikler (vankomisin), bazı durumlarda kullanılan ve vücuttan demir atılımı saÄŸlayan ilaçlar (desferroksamin) bulunur. Aspirin ve diÄŸer romatizma ilaçlarının en iyi bilinen yan etkileri mide üzerine olmakla birlikte kurdeÅŸen, bronÅŸlarda sıkışma, nezle ve göz mukozası iltihabı gibi yalancı alerjik reakasiyonlar yapmaları nedeni ile sıkça sorun yaratırlar. İlaç Alerjimin Varlığını Nasıl Anlarım, TestYaptırmalı mıyım? Daha önceden herhangi bir ilaçla alerjik reaksiyonunuz (kurdeÅŸen,göz ve burun iltihabı, nefes darlığı, öksürük, göğüste sıkışma hissi, alerjik dermatit) varsa en iyi yol bir daha bu ilacı kullanmamaktır. Bunun yanında herhangi bir sebeple gittiÄŸiniz doktora bu durumunuzdan ayrıntıları ile bahsetmelisiniz. İlaç alerjisi varlığını araÅŸtırmak için alerji deri testi ve bazı ilaçlar için (örneÄŸin; penisilin) RAST testi yapılabilir. Ancak bu sadece ÅŸu anda kullanmanız elzem olan ilaçlar için yapılmalıdır. Kullanılmayacak ilaçlara önceden test yapmak ne pratik ne de mantıklı deÄŸildir. Çünkü eÄŸer ilacı hemen yakınlarda kullanmayacaksanız, cilt testi esnasında size verilen ufacık dozla bile vücudunuz duyarlılanabilir. Bu durumda negatif çıkan reaksiyona güvenip günler, aylar,yıllar sonra bu ilacı alırsanız alerjik reaksiyon oluÅŸabilir. Bu nedenle öncelikle herhangi bir nedenle doktorunuz size reçete yazarken onu durumunuz konusunda uyarmalısınız. Doktorunuz size en uygun ialcı yazacaktır. Ancak ilaç alerjiniz olduÄŸu kesin olan buna raÄŸmen ÅŸu an kesinlikle kullanılması gereken bir ilaç varsa bu durumda alerji kliniÄŸinize baÅŸ vurun, orada yapılacak olan testler sonrası gerekli görülürse size o ilaca karşı duyarsızlaÅŸtırma tedavisi uygulanabilir. Tedavi En önemli tedavi ilaç alerjisinden sorumlu olan ilaçtan sakınmaktır.Ayrıca gereksiz yere uygun olmayan dozlarda düzensiz ilaç kullanımları da ilaç alerjisini davet edeceÄŸi için bu tür uygulmalardan sakınılmalıdır. KurdeÅŸen, alerjik dermatit gibi hafif durumlar dahil ilk iÅŸ kullanılan ilacın kesilmesidir. Bunun hemen ardından zaman kaybetmeden doktorunuza baÅŸvurmalısınız.
Gıda allerjisine 3 yaşından küçüklerde %8, eriÅŸkinlerde ise %2 sıklığında rastlanır. Gıda allerjisinden sorumlu birkaç özel gıda vardır: çocuklarda süt, yumurta, yer fıstığı, balık ve fındık; eriÅŸkinlerde ise yer fıstığı, fındık, balık ve kabuklu deniz hayvanları gibi. Gıda ile ortaya çıkan allerjilerde, deri, mide barsak sistemi ve solunum sistemi bulguları ortaya çıkabilir; bunlar allerji ile ilgili antikor olan IgE aracılığı olabildiÄŸi gibi, IgE’ den bağımsız da oluÅŸabilirler. Gıda yaÅŸam için elzemdir. Genellikle hemen tüm kültürlerde 3 ana öğün ve arada atıştırılan bir çok ek gıda günlük menüyü oluÅŸturur. Batılı ülkelerde ortalama bir insan yaÅŸamı boyunca yaklaşık 2-3 ton kadar gıda tüketir. Bu yüzden gıda allerjisi gibi gıdalarla oluÅŸacak rahatsızlıkların da sık görülmesi sürpriz olmamalıdır. Bugün bir çok gazete, dergi, radyo, televizyon programı, kitap ve web siteleri gıda allerjisi baÅŸlığını iÅŸlemektedir. Tıbbın babası olan Hipokrat 2000 yıl önce gıda ile oluÅŸan reaksiyonları tanımlamıştır. 1. ve 2. YY.’ da Yunan bilginler inek sütü ile oluÅŸan reaksiyonlardan bahsetmiÅŸlerdir. Yumurta ile oluÅŸan ilk anafilaktik reaksiyon Marcello Donati tarafından 16. YY.’ da, balık ile oluÅŸan anafilaksi ise Philipp Sach tarafından 17. YY.’ da tanımlanmıştır. 20. YY.’ ın baÅŸlarında klinisyenler ekzaması olan çocuklarda rashların gıda allerjisi ile ekzaserbe olduÄŸunu rapor etmiÅŸlerdir. Bunlarla birlikte Loveless’ in 1950’ de yaptığı plasebo kontrollü gıda uyarı çalışmalarına kadar, tanı hastalık hikayesi ile konuluyordu. 1976’ da May’ in gıda allerjisi tanısı için önerdiÄŸi çift kör, plasebo kontrollü oral gıda uyarı testi ÅŸu anda gıda ile oluÅŸan allerjik hastalıkların tanısında altın standart olmuÅŸtur. Nomenklatürde birlik saÄŸlamak amacıyla gıda ya da gıda katkıları ile oluÅŸan reaksiyonlar European Academy of Allergy and Clinical Immunology tarafından mekanizmaya baÄŸlı olarak sınıflandırılmıştır. Gıda ile oluÅŸan reaksiyonlar; toksik ya da non-toksik reaksiyonlar olarak sınıflanabilir. Toksik reaksiyonlar o gıdanın yeterli dozda alınması ile oluÅŸur (örneÄŸin zehirli balıktaki histamin). Nontoksik reaksiyonlar ise allerji-aşırı duyarlılık gibi immün mekanizmalar veya intolerans gibi non- immün mekanizmalarla oluÅŸur. IgE aracılı gıda allerjileri daha iyi tanımlanmış olup, özellikle mide barsak bulguları gibi IgE aracılı olmayan immün reaksiyonlar yeni yeni tanımlanmaya baÅŸlamıştır. Gıda intoleransı gıda reaksiyonları içinde en sık görüleni olup gıdanın kimyasal içeriÄŸi (eski kaÅŸardaki tiramin ile oluÅŸan baÅŸaÄŸrısı, kahvedeki kafein ile oluÅŸan sinirlilik gibi), kiÅŸinin duyarlılığı (laktaz eksikliÄŸi) veya idiosenkrazik (önceden tahmin edilemeyen) cevaplarla ilgilidir. Gıda Aşırı Duyarlılığının Sıklığı: 3 yaşına kadar takib edilen 480 yenidoÄŸanın özelikle yaÅŸamlarının ilk yılında daha sık olmakla birlikte %28’ inde gıda reaksiyonu saptanmıştır. Bunların ¼ (% 8)’ ünde gıda uyarı testi ile onaylanmış gıda allerjisi vardır. Birkaç ülkede yapılmış çalışmalarda 1 yaşına kadar olan çocukların %2,5’ uÄŸunda inek sütü allerjisi saptanmıştır. Bu allerjilerin %60’ı IgE aracılıdır. Süt allerjisi olan vakaların %35’ i diÄŸer bazı gıdalara da allerjik reaksiyon gösterirler. İngiltere ve ABD’ de yumurta allerjisi sıklığı % 1.3, yerfıstığı allerjisi % 0.5 sıklığında saptanmıştır. Atopik hastalığı olan çocuklarda gıda allerjisi prevalansı daha fazla saptanmıştır. Orta-ağır düzeyde atopik dermatiti olan vakaların %35’ inde bulgular gıda aşırı duyarlılığı ile alevlenebilmektedir. Astması olan vakaların % 6’ sında gıda ile uyarılmış wheezing (öter tarzda solunum) saptanmıştır. Gıda katkıları ile oluÅŸan reaksiyonlar ise çocuklarda %1’ den az oranda rapor edilmiÅŸtir. EriÅŸkinlerdeki gıda allerjisi sıklığı çalışmaları daha azdır. Amerika’ daki sıklık çalışmaları yerfıstığı ve fındık allerjisinin eriÅŸkinlerin %1.3’ ünde olduÄŸunu göstermiÅŸtir. İngiltere’ de eriÅŸkinlerde gıda ile oluÅŸan reaksiyon sıklığı %1.4-1.8 bulunmuÅŸ, gıda katkı maddeleri ile ise %0.01- 0.23 saptanmıştır. Hollanda’ da benzer bir çalışmada bu reaksiyonların sıklığı %2 olarak saptanmıştır. Ortalama %0.5’ inde kabuklu deniz mahsülü allerjisi tanımlanmıştır. Gıda Aşırı Duyarlılık Reaksiyonu Patogenezi: Barsak Bariyeri DoÄŸumun hemen ardından birkaç saat içinde yeni doÄŸan barsak lenfoid dokusu (barsak bariyeri) bakteri ve gıda antijenlerindeki yabancı proteinlerle karşılaşır. Barsak bariyeri; bakteri, virüs, parazitler, gıda proteinleri için immünolojik ve non-immünolojik bariyerdir. YenidoÄŸanlarda bu bariyerin olgunlaÅŸmaması penetrasyonun artmasına sebep olur. ÖrneÄŸin; 1. ayda bazal asit salınımı rölatif olarak azdır. Barsak proteolitik aktivite ancak 2 yaÅŸ civarında olgunlaşır. Barsak mikrovillüs geliÅŸimi de erken yaÅŸlarda tam deÄŸildir. Bu nedenlerle antijenin mukozal transportu kolaylaşır. 1200 vakalık bir araÅŸtırmada, ilk 4 ayda alınan solid gıdaların diÄŸerlerine göre çok daha fazla atopik dermatit oluÅŸma olasılığı var. Ö:Artmış mide asiditesi ve diÄŸer gıdalarla birlikte alınması emilimi azaltır. Ö:Antiasidler vb. gibi nedenlerle mide asiditesinde azalma ve alkolle birlikte alınma emilimi arttırır. Bir çok vakada immünolojik olarak tanınabilen proteinlere tolerans geliÅŸir. Fakat duyarlı vakalarda bu proteinler aşırı duyarlılık yaratır. Gıda Allerjenleri: Diyette yüzlerce gıda olmasına raÄŸmen bunlardan sadece birkaç tanesi major allerjenik etkiye sahiptir. Çocuklarda süt, yumurta, yerfıstığı, soya, buÄŸday hipersensivite reaksiyonlarının yaklaşık %90’ ından sorumludur. EriÅŸkinlerde ise yerfıstığı, balık, kabuklu deniz mahsülleri, fındık bu reaksiyonların %85’ ini oluÅŸturur. Son zamanlarda özellikle kiwi, kavun, susam, haÅŸhaÅŸ ve kolza dikkati çekmektedir. Gıdaların allerjenik fraksiyonları genellikle ısıya dayanıklı, suda çözünebilen, 10-70 kd büyüklüğünde glikoproteinlerdir. Mide-barsaktaki Gıda Aşırı Duyarlılık Reaksiyonları: IgE aracılı reaksiyonlar: Erken mide-barsak aşırı duyarlılık reaksiyonları IgE aracılıdır ve daha çok akciÄŸerleri ve deriyi de etkilemektedir. Eski çalışmalarda IgE’ ye baÄŸlı olarak ”besin aşırı duyarlılığı” radyolojik olarak gösterilmiÅŸtir. Bir çalışmada besin alerjisi olan 4 hastaya baryum-besin karışımı verilmistir. Bu karışımların yarattığı etkiler radyografik olarak incelenmislerdir. Gastrit, barsakta aşırı hareket ve kalın barsakta spazm görülmüştür. Flouroscopic bir çalışma sonucu alerjisi olan 12 çocuga baryum sülfatlı alerjen içeren ve alerjensiz olan besinler uygulanmis ve karsilastirma yapilmistir. Mide hareketlerinde azalma, mide çıkışında spazm ve barsaklarda aşırı hareketlenme gözlenmiÅŸtir. Gastroskop kullanılarak erken allerjik reaksiyonları 6 allerjili hastada incelemiÅŸtir. Belli bir miktar besin allerjeni mide mukozasına yerleÅŸtirilmiÅŸtir ve 30 dk sonra tekrar incelenmistir. Mukozada kırmızı ödem, bununla beraber kalın gri bir mukus ve kanama odakları görülmüştür. Son dönemlerde, yine endoskopi yardımı ile yapılan ve daha önceki gözlemlerdeki sonuçlar elde edilen çalışmalarda buna ek olarak biopsi sonucunda burada mast hücreleri (allerji hücreleri) gösterilmiÅŸtir. Deri testi veya RAST birçok allerjen besinlere pozitif yanit vermekte (%95). Bulantı, karın aÄŸrısı, kusma ve/veya ishal gibi bulgular yemek yendikten 2 saat sonra ortaya çıkar. Çocuklarda kusma çok spesifik bir bulgu deÄŸildir; iÅŸtahsızlık, kilo alamama ve karın aÄŸrısı gibi bulgular daha deÄŸerlidir. Son dönemlerde oral allerji sendromu adı ile bir sendrom tanımlanmıştır. HuÅŸ aÄŸacı, Amerikan nezle otu poleni ve pelin’ e allerjisi olanlarda oluÅŸur. Reaksiyonlar genelde dudaklarda, dilde, boÄŸazda görülmektedir. Bu bulgular genellikle kısa sürer ve çoÄŸunlukla kavun, karpuz ve muz yenmesinden sonra oluÅŸur. HuÅŸ aÄŸacı allerjisi olanlarda patates, havuç, kereviz, çeviz ve kiwi yedikten sonra oluÅŸabilir. Bunun nedeni huÅŸ aÄŸacı poleni ile bu sebze ve meyvelerdeki allerjik proteinler arasındaki çapraz reaktivitedir. IgE ve non-IgE aracılı miks reaksiyonlar: Allerjik eozinofilik özefajit, gastrit ya da gastroenterit, yemek borusu, mide ve/veya barsak duvarında eozinofil (allerji hücresi) infiltrasyonu ile karakterizedir. Hastalığın patogenezi tam olarak anlaşılmış deÄŸildir. Allerjik eozinofilik özefajit, genelde çocukluk ve geliÅŸme çağında süregen reflü (mideden yemek borusuna gıda ve mide içeriklerinin geri kaçması), tekrarlayan bulantı, iÅŸtahsızlık, karın aÄŸrısı, yutma güçlüğü, irritasyon, uyku problemi ile karşımıza çıkar. OlaÄŸan reflü tedavisine yanıt vermeyebilir. Alerjik eozinofilik gastroenterit herhangi bir yaÅŸta meydana gelip yemek borusu iltihabı ve/veya gastrit bulguları yaratabilir. Kilo kaybı veya geliÅŸme geriliÄŸi görülür. IgE’ den bağımsız reaksiyonlar: Diyete baÄŸlı protein enterokolit sendromu genelde bebekliÄŸin ilk aylarında irritasyon, kusma, ishal gibi bulgularla karakterizedir. Kusma genelde gıda alımından 1-3 saat sonra belirmekte, kanlı ishal, kansızlık, karın aÄŸrısı, geliÅŸme geriliÄŸi görülür. Bu bulgular, genelde inek sütü veya soya proteini içeren besinlerle olabilmektedir; ama genelde anne sütü ile olmaktadır. Yumurta, buÄŸday, pirinç, yulaf, fıstık, fındık, tavuk, hindi ve balığa karşı sensitivite rapor edilmiÅŸtir. YetiÅŸkinlerde kabuklu deniz ürünleri (karides, istakoz vs.) buna benzer sendromlara neden olup karında kramp, kusma ve bulantıya sebep olur. Deri prick testi negatiftir. Celiac (Çölyak) hastalığı, protein kaybettiren bir enteropatidir. Süregen ishal, gaz, karın aÄŸrısı, kilo kaybına neden olan bir hastalıktır. Oral ülser görülebilir. Celiac hastaları gliadine hassastırlar (bugday, yulaf ve tahıllardaki bir protein). Celiac hastaları, kronik olarak gluten içerikli gıda alımı ile T hücreli lenfoma gibi kanserlerin geli?imi için risk taşırlar. Bu vakalarda diyetten gliadinin uzaklaÅŸtırılması bulguların ve hastalığın iyileÅŸmesi ile sonuçlanır. Deride OluÅŸan Gıda Aşırı Duyarlılık Reaksiyonları: IgE aracılı reaksiyonlar Besin alerjisi olan hastalarda akut ürtiker ve anjioödem en çok görülen bulgulardır. Bulgular çok ani geliÅŸebilir. Sorumlu besinler genelde ÅŸunlardır: balık, kabuklu deniz ürünleri, fıstık, fındık; çocuk yaÅŸtakilerde ise yumurta, süt, fıstık ve fındık. Ancak meyveler ve sebzelerde bu grup içersine girmeye baÅŸlamıştır. Kronik ürtikerse gıda allerjisi olanlarda çok nadiren oluÅŸur. 554 tane gıda allerjisi olan vakanın sadece %1,4’ ünde kronik ürtiker ve anjioödem bulunmuÅŸtur. 226 kronik ürtikerli çocuÄŸu deÄŸerlendiren bir çalışmada %31 pozitif cilt testi saptanırken bunların sadece %4’ ünde gıda uyarı testi ile pozitif sonuç alınmıştır. IgE ve non-IgE aracılı miks reaksiyonlar: Atopik dermatit, bir ekzema türüdür ve genelde erken çocuk yaÅŸta baÅŸlar. Kaşıntı, tekrarlayan lezyonlar, astım ve allerjik rinit en önemli bulgularıdır. Allerjen sp. IgE, bu hastalığın patogenezinde rol oynar. Langerhans hucreleri deride artış gösterir ve yüzeylerinde allerjen sp. IgE bulunur. Atopik dermatiti ve gıda allerjisi olan çocuklarda yapılan oral gıda uyarı testi sonucunda serum histamin seviyesi belirgin artar, eozinofil aktivasyonu oluÅŸur. IgE aracılı olmayan reaksiyonlar: Gluten duyarlı enteropati hastalarının bazılarında çok kaşıntılı eritemli cilt lezyonları olan dermatitis herpetiformis görülür. Atopik dermatit ile karıştırılır. Kol ve bacakların dış yüzlerinde ve kalçalarda süregen, kaşıntılı, simetrik deriden kabarık içi sıvı dolu kırmızı lezyonlar vardır. Solunumsal Gıda Aşırı Duyarlılık Reaksiyonları: IgE aracılı reaksiyonlar: Gıda uyarı testi ile hem üst solunum hem alt solunum yolu reaksiyonları oluÅŸturulabilir. Bu reaksiyonlar genelde deri ve mide-barsak bulguları ile birliktedir. RAST ile gıda sp. IgE gösterilebilir. 480 adet gıda reaksiyonu veren vakanın deÄŸerlendirildiÄŸi bir çalışmada çift kör plasebo kontrollü yöntemle % 16 vakada solunumsal bulgu saptanmıştır. Bulgular gıdanın alımından 15-90 dakika sonra oluÅŸmaktadır. Burunda ve göz etrafında kaşıntı en erken bulgular olup bunun ardından hapÅŸurma ve burun akması oluÅŸur. Respiratuvar reaksiyonlara yol açan gıdalar, balık, kabuklular, yumurta, nohutdur. IgE aracılı olmayan reaksiyonlar: Heiner sendromu çok nadir görülen, gıda ile ortaya çıkan, pnömoni, akciÄŸer infiltrasyonları, hemosideroz (dokulara demir çökmesi), mide kanaması ve demir eksikliÄŸi kansızlığı ile karakterli bir hastalıktır. Genelde inek sütü ile oluÅŸur. GeliÅŸme geriliÄŸi oluÅŸur. İnek sütüne reaktif antikorlar saptanmış olup hastalığın immünolojik mekanizması tam olarak bilinmemektedir. Anafilaksi: Hastahanelerdeki acil servise baÅŸvuran jeneralize anafilaksilerin 2/3’ ünü arı sokması oluÅŸtururken, 1/3’ ünü gıda allerjileri oluÅŸturur. Her yıl ABD’ de 100 tane gıda ile indüklenmiÅŸ ölümcül fatal reaksiyon bildirilmektedir. Anafilaksinin tüm bulgularının oluÅŸmasına raÄŸmen bu hastaların serum triptazlarında major yükselmeler olmaz. Gıda ile İliÅŸkili Egzersizle Ortaya Çıkan Anafilaksi: Sık olmayan bu form gıda alımından sonraki 2-4. saatlerde egzersiz yapan vakalarda görülür. Egzersiz olmadan alınan gıda ile gözlemlenebilen herhangi bir reaksiyon oluÅŸmaz. Bu hastalığın insidansı son 10 yılda toplumların egzersize yönelmesi ile artmaktadır. Hastalarda genellikle astma veya diÄŸer atopik hastalıklar olup, sorumlu gıda ile pozitif cilt testi saptanır. Bu hastaların geçmiÅŸlerinde de bu gıdalarla reaksiyon vardır. Kadınlarda iki kat daha sıklıkla ve 30’ lu yaÅŸlarda daha sık görülür. Yulaf, kabuklu deniz mahsülleri, meyve, süt, kereviz ve balık sorumlu gıdalardır.
ÇOCUKLUKLARDA ALLERJİ VE ASTIM
Allerji nedir? Nasıl ortaya çıkar?
Allerji, çoÄŸu bireyin temas ettiÄŸinde sorun yaÅŸamadığı bir maddeye karşı vücudun anormal duyarlılık göstermesi olarak tanımlanabilir. Allerji çoÄŸu zaman aile bireyleri arasında genetik (ırsi) bir geçiÅŸ göstermektedir. Anne ya da babadan birinin allerjik vücut yapısına sahip olması durumunda çocukta allerji geliÅŸme riski % 25 iken, hem annenin hem babanın allerjik olması durumunda bu oran % 50′ye çıkmaktadır. Hem anne, hem babada aynı allerjik hastalığın bulunması durumunda ise çocukta aynı hastalık görülme riski % 70 olarak bildirilmektedir. Ancak ailesinde hiç allerji ya da astım öyküsü olmayan astımlı çocuklar da vardır.
Çocuklarda en sık neye karşı allerji gelişir?
Çevremizde var olan her tür maddeye karşı allerjik reaksiyon gelişebilir. Allerji yapıcı maddeler gıdalarla, hava yolu ile, vücuda dışarıdan enjekte edilmek yoluyla veya deri yolu ile alınabilir. İlk 3 yaşta gıdalara karşı (en sık inek sütü ve yumurta) allerji gelişimi ön planda iken, 3 yaştan sonra solunan hava ile alınan maddelere karşı olan allerjiler ön plana geçer. Hava yolu ile allerji yapabilen maddeler içinde ev tozu akarları, küf, hayvan cilt döküntüleri, salgı ve tüyleri, yabani ot, çimen ve ağaç polenleri sayılabilir.
Çocuklarda astım neden olur?
Çocukluk çağında astım % 90 oranında allerjik kökenlidir. Ev içi allerji yapıcı maddelerin bronşlarda yarattığı hassasiyet; soğuk hava, egzersiz, solunum yolu enfeksiyonları, kimyasal kokular, hava kirliliği ve sigara dumanı gibi uyaranlarla temas sonucu astım belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olur. Bunun yanında alerjik olunan maddeye bir anda aşırı maruz kalmak da öksürük, hırıltı, nefes darlığı belirtilerine yol açabilir.
Çocuklarda astım nasıl seyreder?
Astım tanısı alan çocukların çoÄŸunun hayatın ilk 2 yılında belirti verdiÄŸi bilinmektedir. İlk yıllarda öksürük ve hırıltı daha çok virüslerle olan solunum yolu enfeksiyonları sonucu ortaya çıkar. Bu yaÅŸlarda akciÄŸerlerin geliÅŸiminin henüz tamamlanmamış olması, küçük hava yolu çaplarının dar, kıkırdak dokunun az olması, tekrarlayıcı bronÅŸ daralmasına katkıda bulunur. Dört beÅŸ yaÅŸlarında akciÄŸerlerin geliÅŸiminin tamamlanması ile erken yaÅŸlarda astım belirtileri gösteren birçok çocukta hastalık düzelmektedir. Düzelmeyen bir grup hasta ve daha geç astım tanısı almış çocukların bir kısmı da ergenlik çağında klinik bir iyilik dönemine girerler. Genel olarak çocukluk çağında astım tanısı almış hastaların yaklaşık %50-60′ı ergenlik döneminde iyileÅŸirler. İyileÅŸen olguların bir bölümü orta yaÅŸ döneminde tekrar hastalık belirtileri göstermeye baÅŸlayabilmektedirler. Allerjisi olan astımlı çocuklarda yaÅŸ ilerledikçe hastalığın kaybolması olasılığı daha düşüktür.
Çocuklarda astım nasıl teşhis edilir?
Astım tanısı koymada en değerli tanı aracı şikayetlerin hikayesidir. Öksürük, hırıltı, hışıltı ve / veya nefes darlığı belirtilerinin varlığı ve bu belirtilerin bronş acıcı tedaviyle veya kendiliğinden kaybolması, ancak bir süre sonra tekrar ortaya çıkması ön planda astımı düşündürür. Yattıktan sonra veya sabaha karşı yaklaşık 30 dakika süreyle devam eden ve bronş genişletici ilaçlara olumlu yanıt veren öksürük atakları da aksi ispat edilene kadar astım kabul edilmelidir. Doktor muayenesinde akciğerlerde bronş daralmasına ait bulgular gözlenmesi de tanıyı destekler.
Çocuklarda astım nasıl tedavi edilir?
Tüm allerjik hastalıklarda olduğu gibi astımda da birinci basamak tedavi allerjik olunan maddeden uzak durmaktır. Uygun öneriler doğrultusunda alınacak çevre önlemleri ile hastalık belirtilerinin ve bronşlardaki aşırı duyarlılığın belirgin derecede azalması mümkündür.
Çevre önlemlerinin yeterli olmadığı, ilaç tedavisinin uygun görüldüğü hastalarda havayolu ile akciğerlere çekilip bronşları tedavi eden sprey şeklindeki ilaçlar kullanılmaktadır. Bunlar, allerjinin yarattığı bronş hassasiyetini azaltarak atakları önleyici ilaçlar ve sadece hastalık alevlenmeleri sırasında kullanılan bronş gevşetici ilaçlar olarak ikiye ayrılabilir. Son yıllarda astım tedavisinde devrim niteliği taşıyan atakları önleyici ilaçların bir çoğunda düşük dozlu kortizon bulunmaktadır. Ancak bu kortizonlar kana karışma oranı çok çok düşük, uygun dozda kullanıldıklarında kortizona ait yan etkilere yol açmayan ilaçlardır. Allerjinin bronşlarda yapabileceği kalıcı hasarı önlemede tek seçenek olarak sunulan bu ilaçlarla astım belirtileri en aza indirilmektedir. Ancak bilinmelidir ki, bu ilaçlarla tedavi hastalığı kökten yok edememektedir. Çoğu çocukta spreyler verildiği sürece etkili olmakta, kesildiğinde ise yeniden belirtiler ortaya çıkmaktadır. Allerjik astımda hastalığı kökten tedavi edecek ve doğal seyrini değiştirebilecek tek tedavi yöntemi allerji aşı tedavisidir.
Aşı tedavisi nedir? Kimlere ve nasıl uygulanır?
Aşı tedavisi sadece alierjisi deri testinde veya kanda spesifik IgE yoluyla tespit edilmiş, 3 yaşın üzerindeki çocuklara uygulanır. Allerjik olunan maddenin artan dozlarda vücuda verilip, çocuğun o maddeye alıştırılması sağlanır. Uzun yıllar aşı tedavisi iğne şeklinde uygulanmıştır. Ancak, bu tedavi şeklinde görülebilecek allerjik yan etkilerin çok fazla olması ve çocuklarda iğneye bağlı yarattığı rahatsızlık nedeniyle; son yıllarda dil altı aşı tedavileri geliştirilmiştir. Bu tedavi yöntemi yaklaşık 10 yıldır uygulanmakta olup, yan etkilerinin azlığı ve hastanın kendi evinde tedavi olabilmesinin yarattığı rahatlık nedeniyle gün geçtikçe daha fazla tercih edilmektedir.
Kaynak: www.florence.com.tr
Sonraki yazılar »