Acil Yardım | sohbet, sohbet odaları sohbet net chat chat odaları chat odası muhabbet muhabbet odaları chat, sohbet, çet, chatsohbet, sohbet odaları, çet odası, sohpet, cet



Yabancı Cisim Kaçmasında İlkyardım

06 Temmuz 2010 Yazan  
Kategori Acil Yardım

Giris Için Bir Nick Yaziniz :

Bir yaranın içine saplanmış, örneÄŸin bıçak gibi yabancı cisimleri kesinlikle olduÄŸu yerde bırakın. Cisim yarayı ve hasar gören damarları yalıtır. Cismi çıkarırken ağır kanamaya ve yeni yaralanmalara yol açabilirsiniz. Bu kural burun ya da kulaÄŸa sıkışmış yabancı cisimler için de geçerlidir. 


Kesinlikle birtakım aletlerle yabancı cismi kendi başınıza çıkarmaya kalkışmayın: Aksi takdirde daha fazla yaralanmaya yol açabilirsiniz. Doktora gidin. Ancak çocuÄŸunuz burnuna örneÄŸin bakliyat soktuysa, bunu hemen çıkarmanız gerekir, çünkü parçalar ÅŸiÅŸip geniÅŸleyebilir. Ciddi öksürük ve yutkunma sorununa yol açan, yanlışlıkla yutulmuÅŸ yabancı cisimleri ve göze kaçan yabancı cisimleri kendi başınıza çıkarmaya çalışabilirsiniz. AÅŸağıda sıralanan acil müdahale önlemleri iÅŸe yaramazsa, çocuÄŸunuzu olabildiÄŸince ivedi bir ÅŸekilde doktora ulaÅŸtırmahsınız. iÅŸitme kanalına kaçmış yabancı cisimleri sadece doktor çıkarabilir.0 İlkyardım Önlemleri:> Çocuk yuttuÄŸu bir yabancı cisimden dolayı nefes nefese hava almaya uÄŸraşıyor ve morarma belirtileri gösteriyorsa, çocuÄŸu üst bedeni aÅŸağı gelecek ÅŸekilde dizinizin üstüne yatırın (aÅŸağı sallandırmak). Åžimdi elinizin iç kısmıyla kürek kemiklerinin arasına vurursanız, arka arkaya öksürmeye baÅŸlayacaktır. Åžiddetli öksürük kesildikten sonra, çocuÄŸun aÄŸzındaki ya da gırtlağındaki yabancı cismi çıkarın. Bunun için çocuÄŸu düz bir ÅŸekilde yere yatırın ve iki baÅŸparmağınızla çenesini aÅŸağı doÄŸru bastırarak, aÄŸzını açın. Daha sonra baÅŸparmaklarınızdan biriyle diÅŸ sıralarının arasındaki yanaÄŸa bastırın. DiÄŸer elinizin parmaklarıyla olabildiÄŸince derine giderek, ağız ve gırtlak bölgesini araÅŸtırın ve yabancı cismi çıkarın. Bebeklerde bunun için bir iki parmağınızı kullanmanız yeter. > Alt taraftaki gözkapağının içine kaçtıysa, gözdeki yabancı cisimleri kendi başınıza çıkarmayı deneyebilirsiniz. Bunu yaparken çocuktan yukarı bakmasını isteyin, alt gözkapağım aÅŸağı doÄŸru çekin ve alt gözkapağının iç çeperini temiz, nemli bir bezle, dışarıdan içeriye, yani burna doÄŸru silin. ÇocuÄŸun gözünün içini suyla yıkamayın, o zaman çocuk refleks olarak gözünü kapatacaktır. Tahta ya da plastik, bir yerlere saplanmış ya da gözkapağının üst kısmına kaçmış yabancı cisimleri doktorun çıkarması gerekir.


> Bazen çocuk kafasını kuvvetle sallayınca, kulaÄŸa kaçan yabancı cisimler çıkabilir. Burundaki yabancı cisimleri çıkarmak için, burun deliklerinden birini kapayıp, çocuÄŸun kuvvetlice sümkürmesini saÄŸlamak bazen iÅŸe yarar.> Bu ilkyardım önlemleri iÅŸe yaramadıysa, en kısa zamanda doktorla temasa geçmelisiniz!0  Sık görülen belirtileri:1- Çocuk yabancı cisim yuttuysa:>  Aniden baÅŸlayan, ÅŸiddetli öksürük ve ıslığa benzeyen solunum sesi> Yutkunurken zorlanma> Yüzün morarması2- ÇocuÄŸun gözüne yabancı cisim kaçtıysa:> Gözlerden yaÅŸ akması> Gözün kızarması> Gözkapağının sürekli ve hızla açılıp kapanması3- ÇocuÄŸun burnuna yabancı cisim kaçtıysa:> Sadece ağızdan nefes alma>  Genizden konuÅŸma4- ÇocuÄŸun kulağına yabancı cisim kaçtıysa:> İşitme sorunları

Toksit bakteriyel besin zehirlenmesi

05 Temmuz 2010 Yazan  
Kategori Acil Yardım

A.R Eley Bakteriyrel besin zehirlenmesi bağırsaÄŸa bulaÅŸmasıyla baÅŸlar. (bölüm 2) . bunun sebebi besinlerde üretilen toksinlerin önceden bağırsaÄŸa nifız etmesidir Bu bölümde toksin üretmekten sorumlu organizmaları örneÄŸin staphylococcus aureus, clostridium botulinum, bacillus cereus ve diÄŸer bağırsaÄŸa etki eden toksinleri mesela clostridium prefingens, B. cereus (ishal), enterogenic Esherichia coli (ETEC), ve enterohaemorrhagic Eschericha Coli (EHEC. Shigella,pleisiomonas ve aeromonas gibi arasırada olasa besin zehirlenmesiyle birleÅŸerek toıksin üreten ve bölüm 4′te tartışacağımız diÄŸer bahkteriler. 3.1 STAPHYLOCOCCUS AUREUS 3.1.1 Patogenesis Besinle taşınan toksinlerin bakteriler tarasından bağırsaÄŸa salgılanmasıuyla Staphylococcal besin zehirlenmesi olur.Bunlar Staphylococcal entoksin ve 8 serolojik ayrı tür(A,B,C1,C2,C3,D,E ve F)bunlarda uzun zamandan beridir belirlenmiÅŸti.Entertoksin F toksinlerin ÅŸok toksin sendromlarının biyokimyasını gösterir.Toksit ÅŸok sendrom toksin1(TSST-1) aybaşı boyunca kullanılan tamponlarlaçok sık iÅŸbirliÄŸi yaparak toksin ÅŸok sendromunu üretir. Öncül patogenesis deneyimler bize Staphylococcal besin zehirlenmesinin cholera toksin gibi klasik bir entertoksin olmadığını göstermiÅŸtir.Ta ik bağırsak salgısıyla direk rol oynadığını bilene kadar.Toksinlerin hareketleri bağırsakta etkili olmasına raÄŸmen stimulus kusma merkezine etki ederek beyin yoluyla vagus nörüne ve neurotoksinlere ulaşır. Besindeki bakterinin aktif büyümesi devam ettikçe toksin üretimi devam eder ve bu depolama denilen olay sık devam eder.Her toksin tek başına bir polypeptide zinciridir ki bu zincir 30 dakikanın özerindeki kaynamalara karşı birçok proteoytik enzimleri korur.Ama yinede bu sebzesel salgılar bazı durumlarda hayatta kalamazlar.ÖrneÄŸin eÄŸer toksin besinin içerisinde üreyebilirse piÅŸirilme iÅŸleminden sonra bakteri ölse bile toksin faaliyetlerini eksiksiz sürdürebilir.Entertoksin türlerinden en çok tellaffuz edeleni(besin zehirlenmesinde)Staphylococcal entertoksin A(deniz) ki bu entertoksin yaklaşık %75′ini kapsar organızmada SED de besin zehirlenmesinin 2. en önemli nedenidir.Öncül çalışmalar entertoksin türlerindeki bir birlikteliÄŸi besinler ve staphylococci(ör. insan derisi)’ni kaynak göstermiÅŸtir.Her ne kadar birçok bulgu bu entertoksin üretildiÄŸine dair SEA dan daha fazlaysa da kliniksel kanıtlar çok daha doÄŸru orijinal düşüncelerden.Genellikle,yaklaşık olarak %15-20′si staph. areusinsan vücuduna entertoksin olarak bulunur;bu da bize besin-ellemenin bulaÅŸmaktaki önemini gösterir. 3.1.2 Kliniksel Makaleler ve Tahminler Bu tür besin zehirlenmeleri karakteristik bulantı,kusma,karın aÄŸrısı ve halsızlıktır çok sık olarak ishal görülür ama az olarak görünmeyebilir.Zehirli besinin alınmasından yaklaşık olarak 1 ile 6 saat sonra kendisini gösterir.Ama bir çok hasta genelde 24 saat içerisinde tamamen toparlanır. Spesifik bir terapinin olmaması ve organizmanın yavaÅŸlaması bize semptomların ciddi ÅŸekilde yeterli olduÄŸunu ve %10′un üstünde vakalar dışında hastahaneye gerek olmadığını gösterir. 3.1.3 Vaka ve epidemiology (Salgın Hastalık) BirleÅŸik Amerika’daki ikinci en sık rastlanan besin zehirlenmesi vakası ve tutanaklara göre Macaristan’da.İki ülkede de beslenme alışkanlıkları aynı gibi ve tabii ki salgın oranı da öyle.Bilinen yemeklerle ve birçok besin aracılığı ile BirleÅŸik Devletler’deki hastalığın salgın olduÄŸu öne sürülüyor.Grafikler gösteriyor ki staph.aureus besin zehirlenmesine İngiltere ve Japonya’da çok az rastlanılıyor.Her ne kadar bu oranların kaydedilmesi zor olsa da görüntü bu. Staph.aureus genellikle besinlere insan tarafından taşınıyor;yani bu insan eliyle veya çapraz contamination denilen(kaşık,bıçak,kürdan,cam,düğme)gibi durumlarda oluyor.Özellikle inek ve sığırlarda alınan günlük ürünlerde enfeksiyon bulaÅŸabilir,%25 ile %50 oranında staph.aureus insanlardan besinlere bulaÅŸtırılıyor maaleseef birçok burkulma,yara,bere besin zehirlenmesine neden oluyor.3 gruba baÄŸlı olarak ve bu nedenle de hastalığın ortaya çıkması çok kolay olabiliyor. Staphylococcilnip(Bölüm 2.1)phage türleri epidemiolojinin araçları olarak,besin zehirlenmesinin salgınının belirlenmesinde uzun yıllar kullanılıyor.Besin zehirlenmesinin staphylococcal ile ortaklığı kontrol edildiÄŸinde entertoksin üretimi ve bunun izole edilmesinin mümkün olunabildiÄŸi anlaşılmıştır.Yine de her zaman entertoksin üretiminin tek başına kaynak olmadığı da görülmüştür;ve bu durumlarda da phage türünün kombinasyonu,karakteristik entertoksin üretimi çok önemlidir. Genus Staphylococcus pıhtılaÅŸma testi üzerinde geleneksel olarak olarak 2 gruba ayrılıyor .geniÅŸ ana besin zehirlenmesi staph.aureus(Pozitif pıhtılaÅŸma)iken diÄŸer geriye kalanın ise negatif pıhtılaÅŸma ÅŸeklinde olduÄŸu kaydedilmiÅŸtir. Negatif pıhtılaÅŸmanın olduÄŸu Staphylococci bir kenara atılmamalı eÄŸer özellikle besinde çok sayıda bulunduÄŸu hallerde;ama staph.epidermidis normal deri ve hijyenin az olduÄŸu yerlerin bize hatırlatıyor.Dahası organızmada entertoksin üretime zayıf çalışıyor. Son zamanlarda 2 yeni tür staph.intermedius ve staph.hyicus ki bunlar pıhtılaÅŸma ve DNase de pozitif çıkarlar ve entertoksin taşırlar.Yinede ÅŸu anda bu besin zehirlenmelerinin önemi bilinmiyor. 3.1.4Ekoloji ve Besin Maddeleri Staph.Aureus deri üzerinde bulunan ve insanlara burun yolu ile de geçebilen ana patogendir.Bu organizmalar havada,sütün içinde ve pis su(lağımda)görülebilir. Bu çeÅŸit besin zehirlenmesi daha çok piÅŸmiÅŸ yemeklerin soÄŸuk yenmesinden,örneÄŸin yumurta ve et,hazırlanmış olan krema ve diÄŸer günlük besinlerden(tablo 3.5)bulaşır.PiÅŸmiÅŸ yiyeceklerde az sayıda entertoksin bulunur. 3.1.5 Kontrol Staph.aureaus besin zehirlenmesinin kontrolündeki ana problem insanlara elle geçecek kadar kolay oluÅŸundan ve yüksek oranda insanda üremelerinden kaynaklanır.İdeal olarak besin ellenir ellenmez piÅŸirilmelidir.Bu bakterilerin çoÄŸalmadan yok edilmesi olarak da nitelendirilebilinir.Besinler gerekli sıcaklıkta korunmalı ve normal piÅŸirmeyle yok edilebilmeli.Açıkçası besinlerin her zaman ellernir ellenmez piÅŸirilmesi münkün deÄŸildir.Ek olarak soÄŸuk yenen yiyecekler dokunulduktan sonra yeseler bile bazen artıp saklanırlar.Dokunmaya minimize etmek piÅŸirmeden ve servis ederken bunu saÄŸlamak lazım. 3.2 Clostoridium Botulinum ClÅŸostridialar gram-pozitif anaerobik,endospore-forming bacilllidirler 3.2.1 Pathogenesis Botulism botulinum toksinlerinin üretilmesiyle oluÅŸur bunlar protein aceous neurotoksinleridir ve çok kuvvetli doÄŸal zehir olarak protein aceous neurotoksinleridir ve çok kuvvetli doÄŸal zehir olarak bilinirler.Klinik testleri ve hayvanlar üzerinde yapılan testlerde bunların öldürücü derecede toksin üretebildikleri anlaşılmıştır(0.1 ve 1.0 Mg).Bilinen 7 çeÅŸit botulinum toksinine raÄŸmen A,B ve E çok seyrek olarak da F ve G insanlar üzerinde etkilidir.Önce toksinler hızla çoÄŸalır vücuda yayıldıktan sonra 24 saat içerisinde ölüm vakalarına rastlanmıştır. Besin kaynaklı botulism çevreden buluÅŸan sporlarla olur.Bunlar piÅŸirme ve korumayla öldürülemezler ve uygun koÅŸullarda hemen çoÄŸalmaya baÅŸlarlar ve toksin üretmeye baÅŸlaralar.Maaleseef ki 80′C’de 10 dakika ısıtılsa bile bunlar yaÅŸayabilirler.Düşük sıcaklıkda da çoÄŸalamazlar veya düşük pH deÄŸerinde 4′C ve pH 4 deÄŸerinde çoÄŸalırlar. 3.2.2 Kliniksel Bulgular Botulismin belirtileri 12 ve 36 saat arasında kendini gösterir.Bu süre bazan 8 gün olabilir bu durum toksinin dozajına göre deÄŸisir ,kaslarda zayıflık baÅŸgösterir.Ama mide buluntası,kusma ve ishal da olabilir ama her zaman deÄŸil.asphyxiationların olmaya baÅŸlaması solunum problemine yol açar. Bilinen diÄŸer 2 botulism türü ise yara botulism ve çocuk botulismi.Yara botulismi neurointoxinationa baÄŸlı olarak yaradı filizleniyor.Çocuk botulismi ise yeni keÅŸfedilen bir botulism türü.Bu türde sporlar kiÅŸide filizleniyor ve kiÅŸiye nüfus ederek vivo denilen toksin salgılıyor.Son zamanlarda bir çok ergin insanda da bu vakaya rastlandı. 3.2.5 Ekoloji ve Besin Maddeleriİnsanlara ve hayvanlara nüfuz edebilen bu hastalık toprak ve çamurla sebzelerde buluÅŸarak geçebilir.Anaerobik koÅŸullara ayak uydurabilir hatta 2 saat kaynar suda bile sporlar ölmez sadece yoÄŸun bir basınçla öldürebilir.Sporlar eÄŸer yokedilmemiÅŸse sebzesel salgılardan giriÅŸ yapıp filizlenebilir toksinlerini de yaymaya baÅŸlarlar. Geleneksel olarak botulism evde saklanan besin ve sebzelerden insanlara bulaÅŸabilir ama bunun önemi de son yiıllarda azaldı.Son zamanlarda bu hastalık etlerle geleneksel yemeklerle azaldı.Son zamanlarda bu hastalık etlerle,geleneksel yemeklerde ve sebzelerle çok kolay bulaÅŸabilir.Zehirli besinlerin hepsi çok tehlikeli çünkü fenalaÅŸma belirtileri bile göstermiyor. 3.2.6 Kontrol Cl .botulinum’u kontrol etmenin bilinen metodu besinleri dizayınlarını korumak ve organizmalar tarafından zarar görmelerini önlemek besine yapılacak olan bir veya birkaç faktötrü kapsar :pH,aw(su aktivitesi),soÄŸutma,tuz,Eh(redox potansiyeli),nitrit,kutulamak ve duman.Buna raÄŸmen birçok saklanmış besin potansiyel tehlikelidir,Cl botulinumun çoÄŸalması ve toksin sayılaması 3.2.3 Tahminler Botulism ciddi bir hastalıktır ama bazen kiÅŸinin bağışıklık sistemi ve anti-toksinlerin aÅŸamada olması ölümle sonuçlanabilir.1949′dan önce ölüm vakaları %60 iken ÅŸu sıralar %10 gibi çok az bir oranda.1989 arası 30 vakadan da az botulism besin zehirlenmesi kaydedilmeÅŸtir.İngiltere’de en çok salgın bu ülkede 1989 yılında 27 hasta ÅŸeklinde geliÅŸti(tablo 3.7),yoÄŸurtla karıştırılmış fındık ezmesi zehirlenmeye yatkın besinlerdir.Bu da İngiltere ve Kuzey Galler’de tüketilir.Çin ve Alaska’da son 30 yılda 1000 salgına rastlanmıştır.Bu bögelerde botulism geleneksel yemeklerle örneÄŸin balık ve saklanmış fasulye ve diÄŸer piÅŸmemiÅŸ yemeklerle çok kolay bulaÅŸabiliyor. CoÄŸrafik olarak toksinler hastalıklar yapabiliyor örneÄŸin Çin’de A türü kuzey batı bölgesinde B türü kuzey ve E türü de kuzey doÄŸu bölgesinde çok yaygındır.Alaska’da yapılan 30 yıllık bir çalışma E türünün %73 oranında laboratuvar sonuçlarından salgınlığını tespit etmiÅŸtir.İngiltere’deki son zamanlardaki fındık ezmesi zehirlenmesi salgınından B türünün sorumlu olduÄŸu anlaşılmıştır.

Åžok

04 Temmuz 2010 Yazan  
Kategori Acil Yardım

ÇeÅŸitli sebeplerle husûle gelen ve hayatî organların normal kanlanmamasına sebep olan kalp debisi düşüklüğüyle karakterize bir akut (had) dolaşım yetmezliÄŸi. Åžoku, sebeplerine göre ÅŸu ÅŸekilde sınıflandırmak mümkündür: Kardiyojenik ÅŸok (myokard enfarktüsüne baÄŸlı ÅŸok; akciÄŸer damarlarının âni tıkanıklığı vs.), septik ÅŸok (enfeksiyonlara baÄŸlıdır), oligemik ÅŸok (kan kaybı, sıvı ve elektrolit kaybına baÄŸlı ÅŸok), anaflaktik ÅŸok (âni allerjik durumlar), nörojenik-psikojenik ÅŸok (âni üzüntü, korku, âni sevinç vb.), endokrin hastalıklara (hormonal bozukluklar) baÄŸlı ÅŸok, cerrahî ÅŸok, irreversibl ÅŸok (iyileÅŸemeyecek ve ölümle sonlanacak olan ÅŸok). Åžokun genel olarak üç devresi vardır. Örnek olarak kan kaybına baÄŸlı ÅŸoku ele alalım: İlk devre, erken devre ismini alır. Hafif kanamalarda teÅŸekkül eden ÅŸokun erken devresinde kalp debisi ve tansiyon bir miktar azalır. Bu devrede vücûdun bazı savunma mekanizmaları ÅŸokun zararlı tesirlerini gidermede tesirli olurlar. Kalbin kasılma gücü ve dakikadaki atım sayısı artar. Çevre damar direnci artar ve böylece kalpten pompalanan kan, daha ziyâde hayâtî organlara yöneltilmiÅŸ olur. Ayrıca bâzı hormonal mekanizmalar da harekete geçerek vücutta su ve tuz tutulmasını saÄŸlamak sûretiyle tansiyonun düzeltilmesinde, ÅŸokun bu erken devresinde etkili olurlar. Åžokun ikinci devresi ilerlemiÅŸ devredir. Bu devrede vücudun savunma mekanizmaları, organların normal olarak kanlanmasının temininde yetersiz kalırlar. Böylece bu organlarla ilgili çeÅŸitli yetersizlik belirtileri ortaya çıkar. Meselâ, böbreÄŸe gelen kan akımının ileri derecede azalması, idrar miktarının da azalmasına ve böylece böbrek yetmezliÄŸine yol açar. Åžokun son devresi, irreversibl (geriye dönüşü olmayan) ÅŸok devresidir ki, bu devrede organlardaki bozukluklar had safhaya ulaşır. Bütün tedâviler yetersiz kalır ve ölüm husûle gelir. Åžokun kliniÄŸi: Nabız sayısıyla belirginlik (ele gelme) derecesi ÅŸokun mevcudiyeti ve ağırlığı hakkında bilgi veren güvenilir kaynaklardır. Nabız ne kadar süratli ve hafifse, ÅŸok o kadar ağır kabul edilir. Bâzan nabızda düzensizlik de görülebilir. Åžokta tansiyon, yâni kan basıncı düşer ve bu düşme oranında ÅŸokun derinliÄŸi de artar. Genellikle tansiyonu 100-130 mm cıva basıncı civarında seyreden bir kimsede tansiyon 80 mm cıva basıncının altına düşerse, dikkatli olmak gerekir. Åžok husûle gelebilir. 80-90 mm cıva basıncı tansiyonla normal hayâtını sürdürenler olduÄŸu gibi, normalde tansiyonu yüksek seyretmekte olan bir kimsede ise sistolik basınç 110 mm’nin altına düşünce ÅŸok meydana gelebilir. Solunum sayısı artar ve solunum sathî bir hâle gelir. Åžokta genellikle, vücut ısısı düşer. Sâdece bakteriel ÅŸokta ısı yükselir. Hastanın genel görünümü ÅŸokun anlaşılmasında büyük önem taşır. Hastanın rengi soluktur, tırnaklar morumtraktır. Cilt nemli ve soÄŸuktur. BaÅŸlangıçta korku içinde ve telâşlı görünen hasta, zaman geçtikçe durgunlaşır ve nihâyet dolaşım yetmezliÄŸi neticesi komaya girer. Hasta müthiÅŸ bir bitkinlik ve hâlsizlik içerisindedir. Åžoktaki hastada, ÅŸoka sebep olan hastalıkla ilgili klinik bulgular da sözkonusudur. Meselâ, yemek borusu varisi kanamasına baÄŸlı olarak ÅŸoka giren bir hastada sirozla ilgili belirtiler bulunur. Åžoktaki hastada, laboratuvar bulgularında çeÅŸitli deÄŸiÅŸiklikler olur. Meselâ, kanın PH deÄŸeri asit tarafa kayar, hematokrit deÄŸeri, bâzı ÅŸoklarda dokulardan damar içine mâyi akımı olduÄŸundan relatif olarak düşer. Bâzılarında ise (meselâ yanık ve dehidratonyon ÅŸoklarında) yükselir. İdrar miktarı azalır, merkezî toplardamar basıncı azalır, dolaşım zamânı uzar. Tedâvi: Åžok tedâvisinde temel prensip, ÅŸoka sebep olan âmili bulup, ortadan kaldırmaktır. Meselâ, kan kaybının durdurulması, enfeksiyonun tedâvi edilmesi, ÅŸiddetli aÄŸrının giderilmesi, allerjik hâdiselerin ortadan kaldırılması, hormonal bozuklukların düzeltilmesi gibi. Sebebi ne olursa olsun her ÅŸok vak’asında alınması gerekli bâzı tedbir vardır: Hastaya idrar sondası takılarak, idrar miktarı kontrol edilir. Damara girilerek, hasta, damardan beslenir, gerekli ilâçlar (aÄŸrı kesici, antibiyotik, tansiyon yükseltici, kortikosteroidler vb.) bu yolla verilir. Gerekiyorsa hastaya oksijen verilir, mîde sondası takılır, kan kaybı varsa tâze kan nakli yapılır, hastanın vücut ısısı yükseltilir ve hasta sıkı bir tâkibe alınır. Özellikle çeÅŸitli kazâlarda ve yaralanmalarda ÅŸoku önlemek, tedâvisinden daha önemlidir. Yaralanan bir ÅŸahısla karşılaşıldığında ilk yardım olarak, varsa kanaması en basit metodlarla durdurulur, solunum ve kalp masajı yapılır, ÅŸahıs aslâ ayaÄŸa kaldırılmaz, ayakları, vücut seviyesinin üstünde tutulur, üzeri battaniyelerle örtülür, varsa aÄŸrı kesici verilir ve en seri vâsıtalarla hastâneye gönderilir.

Suni Solunum ve Kalp Masajı

03 Temmuz 2010 Yazan  
Kategori Acil Yardım

Suni Solunum ve Kalp Masajı Kendi kendine solunumun olmadığı durumlarda, akciÄŸerlerin havalandırılmasını saÄŸlamak ve durmuÅŸ olan kalbi yeniden çalıştırmak için yapılan iÅŸlemler. BoÄŸulma, asılma, elektrik çarpması, karbon monoksit zehirlenmesi gibi hallerde ve genel olarak zahiri ölüm halindeki insanlarda, özellikle nefes alamayan bebeklerde, mümkün olduÄŸu kadar çabuk tatbik edilmelidir. Bütün vakalarda önce üst solunum yollarını tıkayan engeller ortadan kaldırılmalıdır. BoÄŸulma halinde ağızdaki suyu ve salgıları boÅŸaltmak; asılma halinde ipi kesmek; elektrik çarpmasında akımı kesmek; gazla boÄŸulma hallerinde hastayı temiz havaya çıkarmak gereklidir. Bu tedbirler alındıktan hemen sonra, normal solunum geri gelinceye veya bir cihazla, sun’i solunuma baÅŸlayıncaya kadar ağızdan ağıza, ağızdan buruna veya elle sun’i solunum yaptırma manevralarından biri uygulanır. Sun’i solunumun zamanında baÅŸlatılması çok önemlidir. Çünkü beyin hücreleri oksijensizliÄŸe 4-5 dakikadan fazla tahammül edemezler. Ağızdan ağıza solunum metodu: Hasta sırt üstü dümdüz yatırılır. BaÅŸ iyice arkaya doÄŸru gerdirilir ve bir elle iyice arkaya doÄŸru bastırılır, burun tıkanır. Sonra ağız açılır, ağız boÅŸluÄŸu temizlendikten sonra, alt çene öne doÄŸru çekilir, dil bir bezle altçene diÅŸlerinin üstüne doÄŸru bastırılıp hareketsiz tutulur. Dudaklar hastanın aÄŸzına yapıştırılır. Dakikada 12-16 defa olacak ÅŸekilde üflenir. Bu üflemelerde hastanın göğsü geniÅŸlemelidir. Çocuklarda üfleme ritmi daha fazla olmalıdır. Kurtarıcı aÄŸzını ayırıp çeker, hastanın göğüs kafesi küçülür ve böylece hasta kendiliÄŸinden nefes vermiÅŸ olur. Ağızdan ağıza solunum baÅŸ enseye doÄŸru gerdirilmek ÅŸartıyla (yolda kaza geçiren veya yıkıntı altında kalan kimseler vs.) oturma durumunda da uygulanabilir. Ağızdan buruna solunum metodu: Yukarıdakine benzer bir usuldür. Üfleme, ağız kapatılarak burun yoluyla yapılır. Küçük çocuklarda aynı anda hem ağızdan hem de burundan üflenebilir. Bu usuller herkes tarafından her yerde ve her durumda uygulanabilir. Kurtarıcı çok çabuk yorulacağından nöbetleÅŸe kurtarıcı deÄŸiÅŸtirmek gerekir. Elle yapılan manevralar: Hastanın göğüs kafesini, nefes alma ve verme hareketlerine benzer ritmik hareketlerle bastırmak ve geniÅŸletmek esasına dayanır. Göğüs kafesi esnek olduÄŸundan üzerine basılınca nefes zorla dışarı çıkar, baskı kalkınca göğüs geniÅŸler, eski haline gelir ve tekrar nefes alınır. Bu sırada kollara yaptırılan hareketlerle nefes alma kolaylaÅŸtırılabilir. Schaefer metodu: Yüzü koyun yatan hastaya uygulanır. Kurtarıcı bel hizasında ata biner gibi hastanın üzerine çıkar, el ayalarıyla göğüs kafesi üzerine bütün ağırlığıyla basar ve nefes vermeyi saÄŸlar, baskı kalkınca göğüs kafesinin esnekliÄŸi sayesinde, nefes alma meydana gelir. Bu metodda aÄŸzın boÅŸalması kolaylaşır. Ancak solunum yetersiz kalabilir. Nielson-Hederer metodu: En üstün tekniktir. Ancak iki kurtarıcı gerekir. Hasta yüzükoyun yatırılır, kollar bükülür, baÅŸ eller üzerine yerleÅŸtirilir. Kurtarıcılardan biri Schaefer metodunda olduÄŸu gibi, nefes vermeyi saÄŸlarken ikinci göğsü yerden hafifçe kaldıracak ÅŸekilde dirsekleri bükerek nefes almayı saÄŸlar. EÄŸer kurtarıcı tekse hastanın baÅŸucuna oturur ve iki zamanlı hareketi şöyle ayarlar: Nefes alma yukarıdaki gibidir, nefes verme ise dirsekler yere bırakıldıktan sonra, kürek kemiklerine bastırılarak saÄŸlanır. Bu usul oldukça yorucudur. Suni solunumu 15-20 dakika hatta bir saat veya daha fazla uzatmak gerekebilir. Çünkü kendi kendine solunum baÅŸlayıp tekrar durabilir. Elle çalışır respiratörlerle sun’i solunum: Bir maskesi, bir konnektörü, bir kapağı ve bir balonu vardır. Bu ÅŸekilde olanlara Ambu respiratörü denir. Maske hastaya uygulandıktan sonra, balonun ritmik olarak sıkılması ile balondaki hava hastanın akciÄŸerlerine geçer. Ambu’ya oksijen de katılabilir. Otomatik respiratörlerle sun’i solunum: Bu amaçla kullanılan respiratörler özelliklerine göre baÅŸlıca iki gruba ayrılırlar: 1. Volümetrik respiratörler: Örnek olarak Spiromat’ı gösterebiliriz. Hiç solunumu olmayanlarda kontrollü solunumu saÄŸlar. Buna karşılık yardımcı solunumda, hastanın solunumuna adaptasyonda zorluklar vardır. Volümetrik respiratörler, yüksek kapasitelidir. Elektrikle çalışırlar, oksijen oranı solunum hacmi, adedi, soluk alma-verme basınçları ve aralarındaki oran direkt ayarlanır. 2. Manometrik respiratörler: Örnek; Bird ve Bennet’tir. Oksijen veya havayla çalışır. Yardımcı solunuma da kolayca uyarlar. Kullanılmaları kolaydır. Fakat özellikle çok ÅŸiÅŸmanlarda volümetrik respiratörler kadar etkili deÄŸildirler. Kalp masajı: Kalbi durmuÅŸ olan ÅŸahıslara en geç 5 dakika içinde kalp masajına baÅŸlanmalıdır. Daha geç kalındığı takdirde, kalp yeniden çalıştırılırsa bile, ÅŸahıs bitkisel hayata girecektir. Zira, beyindeki sinir hücreleri kansızlığa 4-5 dakikadan fazla dayanamazlar. Kalbi duran ÅŸahsın, derhal ÅŸuuru kaybolur ve yere yıkılır. Fakat her ÅŸuuru kapalı veya baygın ÅŸahsın kalbi durmuÅŸ demek deÄŸildir. Åžuuru kapalı bir halde yatan ÅŸahsın kalbinin çalışıp çalışmadığını anlamak için, önce nabzına bakılır, nabız alınamıyorsa göğsün üzerinden kalp kontrol edilir, çalıştığına dair bir alamet yoksa, derhal kalp masajına geçilir. İki türlü kalp masajı vardır: Açık masaj ve kapalı masaj. Pratikte uygulanan kapalı kalp masajıdır. Açık kalp masajı, elle direkt olarak kalbin sıkıştırılması suretiyle yapılır ki bu da ancak ameliyatlar esnasında mümkün olabilir veya kapalı kalp masajında bir netice alınamazsa ve baÅŸka imkan da yoksa, göğüs kafesinin kırılması suretiyle kalbe açık masaj yapılabilir. Kapalı kalp masajı: Etkili bir sun’i solunum saÄŸlanır saÄŸlanmaz, etkili bir kalp masajına baÅŸlanmalıdır. Etkili bir kapalı kalp masajı için hastanın sert bir yere yatırılması çok mühimdir. EÄŸer hasta yatakta yatıyorsa, yatağın altına tahta vs. gibi sert bir ÅŸey konulmalıdır. Kalp masajını yapacak ÅŸahıs hastanın sağına geçer, hafifçe hastanın üzerine eÄŸilir. Dirseklerini kırmadan sol elinin ayasını göğüs kemiÄŸinin (= sternumun) 1/3 alt bölümüne yerleÅŸtirir. Bu elini artık hiç yerinden oynatmayacaktır. SaÄŸ elini de sol elinin üzerine koyar. Omuzlarından kuvvet alarak göğüs kemiÄŸini 3-5 cm içeri itecek ÅŸekilde kuvvetle bastırır, yarım saniye bu vaziyette bekler, sonra saÄŸ elini gevÅŸetir. Bu iÅŸleri ritmik olarak dakikada 60-70 kere tekrarlar. Etkili kalp masajı sırasında normal kan akımının 1/3′ü yaklaşık 30-50 mm cıva basıncıyla çevreye gönderilebilir. Kendine getirme iÅŸini bir kiÅŸi tek başına yapıyorsa, arka arkaya 5 kalp masajı yaptıktan sonra, sun’i solunum yapar ve aynı iÅŸi bu ÅŸekilde devam ettirir. Kendine getirmeyi iki kiÅŸi yapıyorsa, yine her bir sun’i solunuma karşılık 5 kalp masajı yapılmalıdır. Kapalı kalp masajına hiçbir sebeple 5 saniyeden fazla ara verilmemelidir. Kapalı kalp masajının bazı komplikasyonları olabilir: Göğüs kemiÄŸi kırığı, kaburga kırıkları pnömütoraks (göğse hava kaçması), hemotoraks (akciÄŸerleri örten iki tabakalı göğüs zarlarının arasında hava ve kan toplanması), aort damarı yırtılması, dalak ve karaciÄŸer yırtılması gibi. Bunlara mani olmak için, elin göğüs kemiÄŸindeki yerinden daha aÅŸağıda olan ksifoid (göğüs kemiÄŸinin hançer ÅŸeklindeki alt ucu) üzerine kaymamasına özellikle dikkat edilmelidir. Ayrıca göğüs kemiÄŸinin alt ucuna veya kaburgalar üzerine basınç tatbik edilmemelidir. Tatbik edilen basınç çok ani ve çok ÅŸiddetli olmamalıdır. Göğüs ve karın üzerine aynı zamanda basınç yapılmamalıdır: Sun’i solunum esnasında kapalı kalp masajına ara verilmelidir. Sun’i solunum ve kapalı kalp masajıyla femoral (uyluk) veya karotis (boyun) atardamarında nabzın alınması, göz bebeklerinin küçülmesi, morarmanın gerilemesi ve normal solunumun geri dönmesi temel hayat desteÄŸinin baÅŸarıyla yapıldığının önemli bulgularıdır. Bu ÅŸekilde temel hayat desteÄŸini devam ettirirken, bir yandan da ileri hayat desteÄŸinin teminine geçilmelidir. Bu da mutlaka hastane ÅŸartlarında olmalıdır.


DİKKAT: Suni solunum ve kalp masajı sadece yeterli donamıma sahip saÄŸlık personeli ve bununla ilgili eÄŸitim almış kimseler tarafından yapılmalıdır. Bu konuda eÄŸitim almadıkça kimseye müdahale etmeyiniz, en kısa sürede 112 Acil hattını arayınız. 


Kaynak: Rehber Ansiklopedisi

Soba Zehirlenmesi

02 Temmuz 2010 Yazan  
Kategori Acil Yardım

Karbon monoksit renksiz, tatsız, kokusuz, yanıcı, zehirli bir gazdır. Duvarlardan bile sızabilir. Vücuda solunum yolu ile girer. Karbon monoksit vücutta parçalanmaz, solunum yoluyla dışarı atılır. Karbon monoksit zehirlenmeleri sıklıkla kapalı bir ortamda meydana gelen yanma sırasında olur (bacası çekmeyen şofben, soba, ocak gibi) ayrıca karbon monoksidin kullanıldığı veya üretildiği iş kollarında da meydana gelebilir. Solunum zehiri olan karbon monoksitle meydana gelen zehirlenmelerde kısa süre içerisinde tıbbi müdahele yapılmazsa, zehirlenemeler ölümle sonlanabilir.

Tehlike kaynakları- Kapalı ortamda meydana gelen yanmalar (açık ocaklar, bacası çekmeyen soba – ÅŸofbenler, bacasız gaz sobaları gibi). – Isıtma amacıyla kullanılan her tür soba ve ocakta (havagazlı, linyitli, kok kömürlü v.b.) yanma sırasında oluÅŸur. – Karbon monoksit, havagazı ve jeneratör gazlarının bileÅŸiminde bulunur. Ayrıca kokhane gazlarında, yangın ve patlamalarda çıkan dumanlarda vardır. – Motorların ekzos gazlarında vardır (benzinli motorlarda çok, di esel motorlarında daha az.). Özellikle kapalı garaj, park binaları, feribotlar, motor onarım ve bakım iÅŸlikleri bu bakımdan tehlikelidir. Ayrıca: – Yanlış yapılmış ve defektli her tür ısıtma sistemleri, – Açık ocaklar, – Karbon monoksitli gazların üretimi, dağılımı, kullanımı, – Tünel, maden ocağı gibi yerlerdeki yangın ve patlamalar, – Kimya endüstrisinde karbon monoksit kullanılan iÅŸlemler, baÅŸlıca tehlike kaynaklarıdır.


Etki ŞekliKarbon monoksidin zehirli etkisi hemoglobine (Hb) (kanda oksijen taşıyan eritrositlerin (kırmızı kan hücrelerinin) içeriğinde bulunan bir madde) oksijene göre çok daha fazla bağlanmasından kaynaklanır. Ortaya çıkan karboksihemoglobin (CO-Hb) hipoksemiye neden olur. Bu birleşme geri dönüşümlüdür, yani ayrılabilir.


Karbon monoksidin hemoglobine olan baÄŸlanma kapasitesi, oksijeninkinden ortalama 300 kez daha güçlüdür. CO-Hb bileÅŸiminin tüm vücut genelindeki durumu zehirlenmenin derecesini belirler. Bu da ÅŸu etkenlere baÄŸlıdır: – Soluk alma havasındaki CO konsantrasyonu,- Solunum dakika hacmi, etki süresi,- Hemoglobin miktarı.


Zehirlenme (Akut) Hemoglobinin % 20si CO-Hbe dönüştükten sonra belirtiler giderek ÅŸiddetlenir: – baÅŸaÄŸrısı – baÅŸ dönmesi – bulantı, kusma, – taÅŸikardi ve kan basıncı yükselmesi, – bazen pektanjinöz yakınmalar, – kulak çınlaması, – dalgınlık, – genel bitkinlik, – apati, – bazen kas kranpları, – cildde kiraz kırmızısı renk, – bilinç kaybı (% 50 CO-Hb oluÅŸumunda), – Ölüm (% 60-70 CO-Hb oluÅŸumunda)


Kronik SaÄŸlık BozukluÄŸuDüşük miktarlarda uzun süre maruziyete baÄŸlı zararları öncelikle merkezi sinir sistemi ve kalpte ortaya çıkar.Dar anlamda kronik karbon monoksit zehirlenmesi tartışmalıdır. Ne var ki, yinelenen, az miktarda, ancak uzun süreli maruziyetlerde, psikolojik ve sinirsel bozukluklar ortaya çıkmaktadır. Akut zehirlenmelerinin bıraktığı sekeller de bunlara katılabilir. – Uyku, bellek bozuklukları, parkinsonizm, – görme ve konuÅŸma bozuklukları, – kalpte aritmiler, miyokard zararları.


Özel Laboratuvar Testleri Kanda karboksihemoglobin (normalde kandaki Hbnin % 1i COHbdir, sigara içenlerde % 10a kadar saptanabilir, tolere edilebilen üst sınır: % 20, eksitus: % 60-70)Solunum (dışarı verilen) havasında karbon monoksit.


İlk Yardım- kazada yerinden uzaklaÅŸtırma, temiz havaya çıkarılmalıdır – suni solunum, – gerekirse entubasyon, – oksijen verilir – solunum ve dolaşıma yardımcı ilaçalr verilir, – hasta sıcak tutulmalıdır. Suni solunum ve gerekirse kalp masajı uzun süre yapılmalıdır.



Karbon monoksitle ilgili bazı teknik bilgiler:


Formülü : CORölatif Molekül ağırlığı : 28,1Kaynama noktası : -191,5CErgime noktası; : -205°CYoğunluk (0°C) : 1,25 g/It. Buhar yoğunluğu (hava = 1) : 0,97MAK değeri: 50 ppm (sm3/m3)= : 55 mg/m3


 

Sonraki yazılar »


sohbet